Konfederalizm bayrağına saygı

PKK, demokratik konfederalizmi temsil eden bir bayrağı, halk yönetimi bayrağı olarak kabul etmiştir. Başurê Kurdistan federasyonunda da kabul edilen bir bayrak bulunmaktadır. Bazı çevrelerin Başurê Kurdistan federasyonunun kabul ettiği bayrağı Kürt bayrağı gibi gösterme, böyle bir algı yaratma çabaları bulunmaktadır. Bu, ulus devlet çağında yaratılan bir algıdır. Bir ulusun egemen sınıflarının halk üzerinde hakim olmasını ifade eden bir bayrağın tüm halkın bayrağı gibi gösterilmesi bir çarpıtmadır. Kuşkusuz bu da bir bayraktır, ama tüm halkı temsil ettiğinin söylenmesi doğru değildir.

Eskiden her prensliğin, her beyliğin farklılığını göstermek için belli işaretlerin olduğu semboller, flamalar ve bayraklar olurmuş. Bayrakların devleti temsil etmesi esas olarak ulus devlet çağıyla başlamış. Eskiden devletler içinde birçok flama ve bayrak varken, ulus devletle biri öne çıkmış. Bilindiği gibi 1639 Westfalya Antlaşması ulus devletlerin kabul edildiği ve belli bir uluslararası hukuka kavuşturulduğu bir anlaşmadır. Bazı devletler içinde bu ulus devlet çağının başlamasından sonra da devlet sınırları içinde farklı bölgelerin sembolü olan bayraklar kullanılmaya devam edilmiştir. Ancak o devleti tek bayrak temsil etmiştir.

Egemenliğin en ağır biçimi

Bugün hem devlet hem de onun kapitalist modernite versiyonu ulus devlet ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Ulus devletin insanlığa ve halklara bir hayır getirmediği, hatta farklı kültürlerin, kimliklerin yok olmasına zemin olan bir soykırımcı karakter taşıdığı kabul edilmektedir. Ulus devlet koşullarında kapitalizmin azami kar yasası, kapitalist modernite insanlığa en büyük acılar yaşatan Birinci ve İkinci Dünya Savaşına yol açtığı gibi, insanlık tarihi boyunca işlenmiş insanlık dışı suçların toplamı kadar suç işlemiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları dışında da bu zihniyetten kaynaklı uygulamalar insanlığa karşı ağır suçlar işlemişlerdir. İki yüzyıl öncesine kadar Ortadoğu’da yoğunca yaşayan etnik ve inanç toplulukların yok olması ve yok olmayla karşı karşıya kalması bunun en açık kanıtıdır. Ermenilerin, Asuri-Süryani halkların yok olması bu anlayışın sonucudur. Kürtlerin ulus devletlerin egemenliği altında yok oluşun eşiğine getirilmeleri bu anlayışın sonucudur. Alevilerin, Êzidîlerin, Dürzilerin ve başka inanç toplulukların var olduğu topraklardan koparılıp yok oluşa sürüklenmeleri bu anlayışın sonucudur. Çerkezlerin anavatanları dışında her yerde egemen halkların altında yok edilmesi bu anlayışın sonucudur.

Ulus devletin kötülüklerini say say bitmez. Ancak sadece kapitalist modernitenin ulus devlet değil, tüm devletler de artık insanlık için kaldırılmayacak yük haline gelmişlerdir. Zaten ilk toplumsal sorunlar kadın üzerinde erkek egemenliği ve toplum içinde hiyerarşik olarak en üstte olanların diğer toplumsal kesimler üzerinde egemenlik kurması ve sömürmesiyle başlamıştır. Devlet zaten egemen sınıfların toplum üzerinde baskı aracı olarak tanımlanmıştır. Bu, giderek hafiflememiş, günümüzde en kötü egemenlik biçimine dönüşmüştür. Ulus devlet, egemenliğin en ağır biçimi olmuştur. Ulus devlet, sınırları bir patronun duvarlarla çevrili fabrikada insanları sömürmesi gibi tüm toplum üzerinde egemenlik kurma ve sömürü alanı olma karakterine kavuşmuştur. Eskiden devletler sadece siyasi egemenliği temsil ederken, kapitalizm çağında tüm topluma hükmeden, toplumun hücrelerine kadar hakim olmaya yönelen totaliter bir egemenlik biçimi gelişmiştir.

İktidarcı devletçi sistemin toplumsal sorunları ağırlaştırmasıyla birlikte devlet ve iktidar daha fazla sorgulanmaya başlanmıştır. Eskiden anarşistler kötülüklerin kaynağı olarak devlete karşı çıkarken, giderek sistemli ve tarihsel temele dayalı ideolojik, politik, paradigmatik çözümlemeler geliştirilmiştir. Devlet ve iktidar çözümlemelerinin zirvesi günümüzde Önder Apo tarafından yapılanlar olmuştur. Önder Apo’nun en önemli farklılığı, kadın ve devlet çözümlemelerinde ulaştığı derinlik olmaktadır. Yine kapitalizmi ve ulus devleti de kapsamlı çözümlemeye tabii tutmuştur. Bu çözümlemeler birbirini derinleştiren ve kapsamlılaştıran çözümlemeler olmaktadır. Önder Apo’nun özellikle kadın çözümlemeleri tüm diğer çözümlemeleri derinleştiren, gerçek karakterine kavuşturan çözümlemeler olarak çok büyük değer taşımaktadırlar.

Ne kadar çok demokrasi o kadar az devlet

İktidar ve devlet esasta bir güç temerküzü ve yoğunlaşmasıdır. Merkezileşmedir. Devlet ve iktidar bu yönüyle halk karşıtıdır. Halk aleyhine gelişen olgulardır. Bu açıdan halka ve topluma ait devlet ve iktidar olmaz. İktidarla halk yönetimi karıştırılmamalıdır. Halk yönetimi demokrasidir. Yani iktidarın temerküzü ve yoğunlaşması değil, güç ve imkanların belli odaklara verilmesi değil; tabana, yerele, yani halka ait olmasıdır. Demokrasi ve devlet belli bir süre bir uzlaşma içinde yan yana yaşayabilir. Ancak devlet ve demokrasi birbirlerine zıt olgulardır. Ne kadar çok devlet o kadar az demokrasi, ne kadar çok demokrasi o kadar az devlet formülü ve diyalektiği vardır. Zaten bugün devletin hakim olduğu kapitalist modernist çağda bile devletin küçültülmesinden söz edilmektedir.

Artık devletsiz yaşam, devletsiz toplum, devletsiz siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel yaşam düşünme çağı gelmiştir. İnsanlık kendisi üzerinde zulüm düzeni olan devletten kurtulacak bir sistem bulmak zorundadır. Devletsiz düşünme ve devletsiz yaşama çağına girmiş bulunuyoruz. Devletle bir dönem daha uzlaşma olsa da halkın kendini devletçi olmayan biçimde bir siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik sisteme kavuşturması gerekmektedir. Devletçi sistem altında yaşamak kader değildir. Zaten demokrasi devleti aşmayı ifade eder.

Bugün devlete alternatif sistem, örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik konfederal sistemdir. Halk demokratik konfederal sistemde sömürü ve baskıya maruz kalmadan kendi kendini yönetebilir. Demokratik bir sistem, demokratik yönetim kurabilir. Buna demokratik otorite de denilebilir. Bu otoritede baskı ve sömürü yoktur; ama demokratik topluma dayalı demokratik konfederal sistem ve yönetim gerçekliği vardır. Devlet, egemenlerin; demokratik konfederalizm ise halkların sistemidir.

Devletler artık insanlık için krizdir, kaostur, yıkımdır, mutsuzluktur. Bu beladan kurtulmak gerekmektedir. Baskı ve sömürü altında yaşama insanın doğasında yoksa, böyle bir fıtrat söz konusu değilse, o zaman ne devlet ne de onun bayrağı halkı ve toplumu temsil edebilir.

Önder Apo bugün sadece Kürt halkının değil, tüm insanlığın önüne devletin alternatifi olan örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik konfederalizmi koymuştur. Bu, ulus devlet gibi tekçiliği değil, farklılıkların kendisini var ettiği bir sistemdir. Bu sistemde tüm farklılıklar kendi kimliğiyle demokratik konfederal sistemde yaşama özgürlüğüne kavuşurlar. Bu açıdan halkın ve tüm toplulukların özgür yaşam sistemi demokratik konfederalizmdir. Buna tam demokrasi de diyebiliriz. Devletçi hiçbir sistemde gerçek demokrasi olmaz. Egemenlerin hakim olduğu yerde kim gerçek ve tam demokrasiden söz edebilir? Bugün en demokratik denilen İsveç, Finlandiya ve Norveç gibi ülkelerde bile egemen sınıfların ağırlığı vardır.

Halkların zamanı

Demokratik konfederalizm devletin alternatifidir. Halkların zamanı ve çağı geldi diyorsak bu demokratik konfederalizm çağının geldiğinden söz etmektir. Devletle ne demokrasi, ne sosyalizm olur; devletle devlet söndürülemez. Devlet ancak demokratik konfederalizmle aşılabilir, söndürülebilir. Devletle halklar kurtulmaz ve gerçek özgür ve demokratik yaşama kavuşamazlar. Halklar demokratik konfederalizmle kurtulurlar.

Önder Apo’nun ideolojik-siyasi çizgisi budur; paradigması budur. Demokrasi, özgürlük ve sosyalizm anlayışı budur. Demokratik konfederalizm dışında halkın yönetimi olunamaz. Bu açıdan halklar devleti savunamazlar. İktidar ve devlete karşı olan Önder Apo, gerçekleştirdiği tüm bu çözümlemelerine dayanarak Newroz ruhuna uygun olarak 2005’te Amed Newroz’unda Demokratik Konfederalizmi ilan etti. Yine demokratik konfederalizmin Kürdistan’daki sembolü olarak demokratik kojnfedaralizmin, yani KCK bayrağının ne olması gerektiğini ortaya koydu. Devlete karşı demokratik konfederalizmi alternatifini ortaya koyarken devletçi bayrağa karşı da demokratik konfederalizm bayrağını ortaya koydu. Bu sembolle ideolojik ve paradigmatik duruşunu ve farklılığını da ortaya koymuş oluyordu. Başur’da federasyonun benimsediği iktidarcı devletçi bayrağa karşı yeşil zemin üzerinde sarı güneş içindeki kızıl yıldız demokratik konfederalizm bayrağı olmaktadır. Rojava Devrimi de kesk û sor û zer renklerini içeren kendi demokratik konfederalizm bayrağını farklı biçimde stilize etmiştir.

Bu iki bayrak iki ayrı zihniyet ve sistemin bayrağıdır. Birisi egemenlerin iktidarına dayalı devletçi sistemin bayrağıdır, diğeri ise halkın demokratik konfederalizme dayalı demokratik yönetim, yani halk yönetimi bayrağıdır. Bunlar arasındaki fark küçümsenemez, önemsizleştirilemez. Önderlik çizgisindeki özgürlükçü demokratik yaşam ile egemenlerin ve bir zümrenin iktidarına dayalı sistemi tabii ki ayrı sembollere sahip olacaktı. Devletçi sistem çağına karşı halkların demokratik konfederal çağı sembollerle de ayrışacaktır.

Kesk û sor û zer

Kürtler için tarih içinde kesk û sor û zer bir sembol olmuştur. Kawa’nın da üç renkli bayrak kaldırdığı destanda anlatılır. Önder Apo bu üç rengi demokratik konfederalizm bayrağında ifade etmiştir. Kesk û sor û zer renklerinin Kürdistan’da yaygınlaşmasında PKK’nin belirleyici etkisi olmuştur. Newroz gibi bu renkleri de Kürt’ün farklılığı olarak ortaya koyarak soykırımcı sömürgeciliğe karşı ulusal demokratik duruşu bir de bu sembollerle ortaya koymuştur. Newroz ve kesk û sor û zer’in temel bir kültür haline getirilmesi başlı başına bir var oluş ve mücadele duruşu yaratmıştır. PKK’nin bu konudaki rolünü mitolojideki zalim tanrılar bile inkar edemez.

Egemenlerin iktidarını ifade eden devletçi bayrakla halkların demokratik yönetimini ifade eden sembollerin farklılaşması önemlidir. Böylelikle halkların egemenlerin kuyruğuna takılmasını engellemede önemli bir adım atılmıştır. Halklar açısından ulusal özgürlük gerçek ve doğru anlamına kavuşmuş olmaktadır. Bu açıdan demokratik konfederalizm bayrağını dalgalandırma egemenlerin iktidarını değil, halk yönetimini isteme anlamına gelmektedir. Bu sıradan bir farklılık olarak görülemez. Önemsiz görülemez. Bu konuda muğlaklık yaratmak, egemen sınıf anlayışına, egemenlerin iktidarına hizmet eder.

Önder Apo’nun ve PKK’nin amaçlarında, çözümünde iktidar ve devlet olma yoktur ya da devletçik olma yoktur. PKK demokratik özerkliği de, federasyonu da ya da başka bir çözüm modelini de demokratik konfederalizm temelinde anladığından, öngördüğünden devletçik olmayı değil, halkın demokratik yönetimi ve demokratik otorite olmayı hedefler.

Halka ve demokratik topluma dayalı demokratik konfederalist sistem hem Kürt devletçi sistemle hem de bölgedeki devletçi sistemle bir uzlaşma içinde var olabilir. Kuşkusuz devletçi sistemler kendi egemenliklerini dayatmayacaklardır. Halkların demokratik sistemlerine ve sembollerine saygı duyan bir uzlaşma içine gireceklerdir. Demokratik sistem ve kurallar içinde oluşacak bir uzlaşma ile yan yana olunabilir. Mücadele demokratik zemin, kural ve platformlar içinde sürer.

Önder Apo’nun çizgisi ve öngördüğü demokratik konfederalizm devletçi bayrak kaldırmaz. O zaman kendi özgürlükçü sistemini inkar etmiş olur ya da devletçi sistemin yedeği haline gelmiş olur. Ancak Kürtler içinde farklı siyasi partiler devletçi bayrağı kaldırabilirler. Bunu kullanabilirler. PKK bunu niye kullanıyorsunuz demez. Bunu bir kavga nedeni görmez. PKK farklılığını ortaya koymak için demokratik konfederalizm bayrağını kaldırır. Ama devletçi sistem bayrağını kaldıranlara da neden kaldırıyorsunuz demez. Ama bunun Kürt halkının bayrağı olduğunu da kabul etmez. Bu konudaki ideolojik, siyasi ve paradigmatik farklılığını ortaya koyar. Devletçi bayrağın halkın bayrağı, Kürt ulusunun bayrağı gibi gösterilmesine de ideolojik, siyasi ve paradigmatik olarak karşı çıkar. Bu karşı çıkışını da demokratik konfederalizmin bayrağını kaldırarak gösterir. Ama devletçi iktidarcı zihniyetlerin, siyasi partilerin ve o düşüncede olanların egemenlerin iktidar ve devletçi bayrağı olan bayrağı kaldırmasına da saygı duyar; demokratik konfederalizm bayrağına saygı duyulmasını da bekler. PKK’nin şimdiye kadarki tavrı bu olmuştur.

Bazı Kürtler iyi niyetli olarak PKK neden Başurê Kurdistan’da kaldırılan bayrağı kaldırmıyor; başka bayraklar kaldırıyor diye kendilerine sormaktadırlar. Gerekçesi yukarıda izah edildiği gibidir.

MUSTAFA KARASU
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA