Yeni Nesil İhanetçiler

Kürdistan’daki konjonktürel duruma göre Özgür Kürdistan’ı kurma ile ihanet 1.Dünya Savaşı dönemine benziyor. 1.Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa dört parça Kürdistan’ın birleşmesi ile Özgür Kürdistan’ın kurulmasanın koşulları oluşmuştur. Yani Kürdistan’ı dört parçaya bölen Sykes Picot Antlaşması’nın fiili olarak ortadan kalktığı, dolayısi ile Kürdistan’ın birleşmesi için mükemmel koşullarının ortaya çıktığı bir dönemdeyiz.
Bakur, Başur , Rojava ve Rojhlılat Kürdistan’ından Özgür Kürdistan’a geçiş aşamasındayız.

İşte böylesi bir dönemde Kürtler ,Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülüğünde dört parçada, işgalci ve sömürgeci Türkiye, Suriye, Irak ve İran devletlerine karşı özgürlük savaşı veriyor. Sadece bu işgalci devletlere karşı değil aynı zamanda T.C’ye bağlı DAİŞ, Ahrarı Şam, El Nusra, Sultan Murat vb işgalci çetelerine karşı da insanlık tarihinin en büyük kahramanlık mücadelesini yürütüyor.
Bakurê Kürdistan’daki şehir savaşları bu kahramanlığın zirvesidir.

Kürtler direniş ve kahramanlıkta altın harflerle tarihe ismini yazdırken, bazı ihanetçilerde kapkara yüzlerini gösteriyor.

İşte onlardan bir kaçı. Hem de ihanette en önde rol oynayalardan bir kaçı.

MUHSİN KIZILKAYA YENİ NESİL İHANETÇİLERDENDİR, AMA KÜRT DEĞİLDİR

1-Muhsin Kızılkaya: 1. Dünya Savaşı döneminde Ziya Gökalp nasıl bir rol oynamışsa, şimdi aynı rolü Muhsin oynuyor. Amed’li Ziya Gökalp bir dönemde Kürt yurtseveri Motkanlı (Mutki) Halil Hayali ile birlikte Kürtçe Alfabesi, Kürtçe Dil Bilgisi Kitabı ve Sözlüğü çalışmasını yürütmüştü. Daha sonra İttihat Terakki ve Türk ırkçılğının ideologlarından biri oldu çıktı. Talat Paşa’nın başdanışmanıydı.

T.C’nin kuruluşundan sonra aynı rolü oynadı.Kürtlerin soykırımdan geçirilip Türkleştirilmesi için hazırlanan Şark Islahat Planı’nı güncelleştirdi. Mustafa Kemal , İsmet İnönü’lere Kürtlerin soykırımdan geçirilmesi için danışmanlık yaptı. Sürece göre güncelleyecek şekilde Şark Islah Planı’nı yenileyerek onlara sunuyordu. Ziya Gökalp’in güncelleştirdiği bu plan çerçevesinde Türk devleti, 1925’ten 1938’e kadar T.C’nin resmi belgelerine göre 28 defa Bakurê Kürdistan’ın 28 farklı yerlerinde soykırım yaptı. Herkes Ziya Gökalpi Kürt olarak bilir. Ama daha sonra ABD’de çıkan bazı belgelere göre aslında Ziya Gökalp’in bir Kürt değil bir Yahudi olduğuna dair bilgiler de var.

Şimdi ise 2. Ziya Gökalp olma yolunda ilerleyen biri var. O biri Muhsin Kızılkaya’dır. Öyküsü de tıpa tıp Ziya Gökalp’in öyküsü ile benzerdir. Muhsin Kızılkaya’nın ailesi aslında Başure Kürdistan’ın Zap mıntıkasının Dêrişkê Köyü’ndendir. Muhsin Kızılkaya’ın babası Yahudidir. İsrail Devleti kurulduktan sonra tüm Dêrişkê’deki Yahudiler İsraile göç ediyorlar. Muhsin’in babası Eboyê Seîd ise İsraile gitmiyor. Hakkari’in Çelê ilçesinin Guzereşe köyüne göçediyor. Orada evleniyor. Çocukları oluyor. Daha sonra Tale köyüne gidiyor. 1973 yılında da Hakkari merkeze yerleşiyor. Muhsin’i Hakkari merkezde herkes tanır. O kendine DDKD’liyim der. Ama Hakkari’lilerin hepsi Muhsin’i polis ajanı, istihbaratçı olarak bilir. İstihbaratçı Muhsin, sonra gider İstanbul’a yerleşir. Türk MİT’i Kürdistan’dan İstanbul’a göç eden Kürtleri tuzağa çekmek ve kültürlerinden uzaklaştırmak amacı ile stratejik bir misyonla 1994 yılında Beşiktaş Kültür Merkezi’ni (BKM) kurar. Muhsin Kızılkaya ve Yılmaz Erdoğan’ı burada görevlendirir. Muhsin Kızılkaya, Yılmaz Erdoğan’la birlikte bir taraftan BKM üzerinden Kürt kültürünü yozlaştırır, Türk kültürü diye piyasaya sürer, Kürt gençlerini bu yolla düşürür. Diğer yandan da çok planlı bir şekilde Mehmet Uzun’un Kürtçe romanlarını Türkçe’ye çevirerek , soykırım kıskacında olan yeni nesil Kürtlerin kendi dillerini Kürtçe kitap ve romanlar üzerinden geliştirmesinin önünü almaya çalışır.

Muhsin’in bu Kürt düşmanı yüzünü gören Mehmet Uzun, Muhsin’le olan tüm bağ ve ilişkilerini keser. Bacanağı olmasına rağmen ölümüne kadar da bir gün bile Muhsin ile konuşmaz. İşte O Muhsin, şimdi Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı. AKP’nin Kürtleri soykırımdan geçirmek için Eylül 2014’de hazırladığı Çökertme Planı’nı hazırlayıcılarındandır. Ziya Gökalp gibi devamlı güncelleyen biridir. Kürdistani tarihinin en yurtsever mirleri olarak tanınan Hakkari Beyliği’nin merkezi Hakkari’yi, merkez olmaktan çıkarıp, Gever’e bağlama planını yapıp Ahmet Davutoğlu’na sunan büyük olasılıkla Muhsin Kızılkaya’dır. T.C 1937-1938’de Dersîm’de Kürtleri soykırımdan geçirdikten sonra Dersîm’e yönelikte benzer planı uyguladı. O zamana kadar Dersîm’in merkezi Xozat idi. Soykırımda sonra Hozat ilçe statüsüne düşürüldü. Şimdi Dersîm şehir merkezi olan Kalan ise o dönemde bir köy iken şehir merkezi yapıldı. Anlaşılan o ki, Muhsin’de Hakkari’nin ihanetçi Rayberi olmuş.

http://www.azadiyawelat.info/?p=21968

CEMALEDDİN HAŞİMİ KÜRT SOYKIRIMI’NIN PLANYACILARINDANDIR.

2-Cemaleddin Haşimi: Cizre’lidir. Haşim Haşimi’nin oğludur. Daha önce R.T.Erdoğan şimdi de Ahmet Davutoğlu’nun başdanışmanıdır. Ayrıca T.C Başbakankanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü(BYEGM) Başkanıdır. Kamu Diplomasisi’de Haşimi’ye bağlıdır. AKP’nin Kürtleri soykırımdan geçirmek için başlatttığı savaşı meşru göstermek amacı ile Kürtlere karşı yürüttüğü tüm psikolojik ve özel savaşın medya koordinatörlüğünü Cemaleddin Haşimi yapıyor.

KÜRDİSTAN’DAKİ KATLİAMLARI MEŞRULAŞTIRAN AKP MEDYASIININ KOORDİNATÖRÜ CEMALEDDİN HAŞİMİ’DİR.

Kobanê’ye Türk Devleti’ne bağlı DAİŞ çetelerinin ağır saldırıları olduğu dönemde İngiliz Telegraph gazetesine şöyle konuşmuştu. “Halep dururken Kobanê’nin tek dönüm noktası olarak gündemleştirmekle, PYD ve YPG üzerinden bir etnisite(Kürtler) ve PKK meşrulaştırılıyor.” Haşimi, Kobanê için böyle bir röportaj BBC’ye verirken, AKP-T.C’de Kürtleri tümden yok etmek için Eylül 2014’de Çökertme Planı’nı hazırlamıştı. Aynı dönemde DAİŞ çeteleri de Kobanê’ye saldırmıştı. Bu durum Kobanê saldırısı ve Çökertme Planı’ın tek merkezden çıktığını gösteriyor. Yani eğer Kobanê düşseydi, AKP-T.C’de açıktan Bakurê Kurdistan’da şimdiki gibi bir Kürt Soykırım Savaşı başlatacaktı. Erdoğan bunun için “Kobanê ha düştü ha düşecek” diyordu. Öyle gözüküyor ki, Cemaleddin Haşimi baştan itibaren Çökertme Planı’nın içinde yer alıyor. R.T.Erdoğan’a danışman olma karşılığında Kürtlere ihanet etmiştir.

EN TEHLİKELİ TERÖR TÜRK DEVLETİ’NİN KÜRTLERE KARŞI YAPTIĞI TERÖRDÜR

3-İbrahim Kalın: R.T.Erdoğan’ın başdanışmanı ve sözcüsüdür. Erzurumludur. Öyle bir devşirme olarak yetiştirilmiş ki, tam bir Kürt düşmanı. Kürtlerin özgürlük istemi ve mücadelesini “terörizm” diye tanımladığı için çağımızın en büyük filozoflarından Slavoj Zizek, Kalın’a şöyle cevap verdi. “İbrahim Kalın Kürt özgürlük direnişini terörizme indirgiyor. Terörlerin en tehlikelisi olan devlet(Türk devleti) terörüne karşı durmalıyız.”
4-Zêrîn Elçi: Şerafettin Elçi’nin kızıdır. Cizrelidir. Ahmet Davutoğlu’nun danışmanıdır. İşgalci AKP-T.C aylardır Qadim Kürdistan kenti Cizîre Botan’ı kuşatmış. Kürt bebekleri, gençleri, kadınları, dedeleri ve ninelerini birer birer katlediyor. Kürtleri soykırımdan geçiriyor. AKP şimdi de Kürt Soykırımı Planı(Çökertme Planı) doğrultusunda Nuh Peygamberin şehri Şirnex’i(Şehri Nuh, Bajare Nuh) il statüsünden çıkarıp ilçe yapmak istiyor. İşte tüm bu planlarda imzası olan Cizreli Cemaleddin Haşimi ve Zêrîn Elçi’dir.

Not: Ziya Gökalp ve Muhsin Kızılkayaların kökenlerini vurgularken temel amacım Türk olmamalarına rağmen makam, mevki ve para karşılığında Türk ırkçılığını yapanların, nasıl birer bir canavara dönüştükelerini göstermektir. Anne ve babaları Kürt olan Cemaledin Haşimi, Zêrîn Elçi ve İbrahim Kalın’ın da durumu böyledir. Türk Devleti öyle devşirme bir devlet ki farklı halklara mensup olanları Türkleştirerek, o halklara karşı bir tetikçi olarak kullanmaktadır. Türkçü bu budevşirme sisteminin yok edilmesinin tek yolu vardır. O da Kürdistan, Anadolu ve Trakya’da yaşayan tüm halkların kendi kimliği ve inancını özgür eşit temelde yaşayacağı demokratik bir sistemi kurmaktan geçer. Böyle bir sistem olursa Muhsin Kızılkaya olur başka bir Yahudi olur, Yahudiliğini inkar etmesinin koşulları ortadan kalkar. Türk devşirmesi olmaz. Yahudi özgürce Yahudiyim, Kürt özgürce Kürdüm, Ermeni özgürce Ermeniyim der. Bunun tersi ise Kürt, Arap, Arnavut, Boşnak, Çerkez, Laz, Pomak, Rum, Suryani ve Yahudi kim olursa olsun eğer kimlik ile inancını inkar ederek, “ben Türküm” diyorsa Türklük bir yana o insan bile olamaz. Kendini özünü inkar ederek ben Türküm diyen böyleleri, böyle hissettirilmişler. Özünde onlar kendini böyle hissetmiyorlar. Ne duygu ne düşünce ne de ruhları kendilerine

Zana Azadi