Kim Allah’ını seviyorsa sorumuza cevap versin

Haberi okuyalım:

“Batman’da AKP Seçim Lokali’nde AKP Batman Milletvekili Adayı Ahmet İnal ile AKP’den milletvekilliğine aday adayı Nezir Nasıroğlu’nun akrabaları arasında adaylıkla ilgili tartışma çıktı. Tartışmanın silahlı kavgaya dönüşmesi sonucu Nasıroğlu’nun oğlu Abid Nasıroğlu vurularak yaşamını yitirdi.”

Maazallah, böyle bir haberde AKP yerine HDP’den söz edilseydi, bir HDP’li adayın, öteki adayın oğlunu öldürdüğü duyurulsaydı, ne olurdu?

Cumhurbaşkanı “bunlar var ya bunlar, adaylık için birbirlerinin çocuğunu öldürür” diye başlar, “ne Elvan’ı ya, siz HDP’li adayın öldürdüğü çocuktan söz etsenize” diye devam ederdi.

Biz etmeyiz. AKP’li Nasıroğlu ailesine baş sağlığı, oğullarına rahmet dileriz. İki aileyi, birbirinin kanını dökecek hale getiren şu “rant siyasetine” lanet okuruz. Kürdü Kürde kırdıranlara beddua ederiz. En sonunda da deriz ki, Batman’da Kürdün “vahdetine” duacıyız.

Hepsi bu kadar.

Ama bir de şunu sorarız: AKP’li iki aile arasındaki “silahlı” çatışmanın anlamı nedir? Bu aileler birbirlerine karşı kullandıkları “silahların” gölgesinde sakın halkı “AKP’ye oy” vermeye zorluyor olmasınlar? Birbirine karşı silah çeken bu iki AKP’li aile, kimbilir başkasına neler yapar? Bu aileleri “kim silahlandırıyor?”

Sorularımız da bundan ibarettir.

Konu konuyu açıyor. Soralım: Türkiye sınırları içindeki dağlık alanlarda kaç gerilla var? Ben diyeyim “iki bin”, siz deyin “üç bin”, bir başkası da eklesin “dört bin”… İsterseniz yuvarlak hesap “beş bin”de karar kılalım.

Tekrar soralım:

6-8 Ekim olayları Hüdapar’ın uzantısı olduğu Hizbulkontranın “silahlı” olduğunu gözler önüne serdi. Sizce Kürdistan’da kaç silahlı “kontra” var?

Diyelim ki, “yer altı örgütüdür”, “sayısını bilmek mümkün değildir.”

O zaman bir başka soru soralım:

1985 yılında örgütlenen Korucuların sayısını bilen var mı? Ben diyeyim “yüz bin”, siz biraz indirin. Öteki resmi rakamı açıklasın: 80 bin.

Bir ayrıntı sorusu daha:

“Beş bin”de karar kıldığımız gerilla nerelerde dolaşıyor? Evet, kimisi bazı “şenliklerde” dağın yamacına iniyor. Kaç kişi olarak iniyor? Ben diyeyim “beş gerilla”, siz deyin “onbeş” gerilla, öteki resmi rakamı söylesin “yirmibeş gerilla.” Hepi topu bu kadar. Gerisi nerde? Dağda. Yani… Yani “seçmenden” de uzakta, “sandıktan” da uzakta. Hele ilçelerden ve illerden fersah fersah uzakta…

Buyurun bir soru daha:

80 bin korucu nerede? Dağ başında mı? Mağaralarda mı? Kamujlafla devletten gizlenerek ormanların arasında mı? El cevap: Bunlar kentlerde, ilçelerde, köylerde… Yani nerede “seçmen” varsa onun “içinde”, nerede “sandık” varsa o sandığın burnunun dibinde…

Sorunun ucu bucağı yok. Yine soralım:

Bu seçmenlerin yaşadığı yerlerde başka “silahlılar” var mı?

Olmaz olur mu? TSK’nın en büyük bölümü Kürdistan’da, sınır boylarında, tepelerde mevzilenmiş. Ben diyeyim “300 bin”, siz eksiltin “250 bin”, beriki desin ki “200 bin.”

Bir de “polis”. Toplam polisin en büyük kısmı yine Kürdistan’da… Görünür olanın sayısına ben “150 bin” diyorum. İsteyen biraz indirim yapabilir. Bir de görünmeyeni var. Ajanı, provokatörü, ihbarcısı, itirafçısı… Öyle ilçeler var ki, seçmenden çok asker, polis ve ihanetçi ortalıkta dolanmakta…

Tekrar başa dönersek:

Batman’da dökülen kan da gösteriyor ki, bütün bu silahlı güçlere, bir de, Kürdistan’daki AKP’li ailelerin “silahlı savaşçıları” eklenmiş. Yani öyle bir Kürdistan ki, bir tarafta diyelim ki “beş bin gerilla”, diğer tarafta ise “80 bin korucu, 250 bin asker, 150 bin polis, sürüsüne bereket kontra, ajan, itirafçı… AKP’li silahşor…”

İşte manzara böyle…

Ve AKP “gerilla”nın propagandasından şikayetçi… Hani o gerilla dağdan Amed merkezine inse ve halka seslense yüreğim yanmayacak. De ki, dağdan inmiş… İneceği yer ya “yakılmış bir köy”, ya da nüfusu seyrelmiş bir “mezra”. AKP’nin silahlıları ise Amed merkezinde cirit atıyor, Batman merkezinde silahlı düello yapıyor. Şimdi söyleyin bana; HDP mi silahların gölgesinde siyaset yapıp “silah tehdidiyle” oy alıyor; yoksa AKP mi? Allah’ını seven cevap versin…

Veysi SARISÖZEN