Erdoğan’ın Antep’teki skandal konuşması

Erdoğan bugün Antep’te promptersiz ve camsız bir konuşma yaptı.

Erdoğan’ın DAIŞ’e ilişkin gerçek fikirlerini anlayabilmek açısından son derece hayırlı ve iyi bir konuşmaydı.

Erdoğan ve AKP’nin DAIŞ’le, EL Kaide ve EL Nusra ile güçlü akrabalık bağları olduğunu biliyoruz.

Sadece Erdoğan’ın da değil; Erdoğan ve AKP’ye muhalif olan Fetullah Gülen örgütü ve Erbakan takipçileri de bu “büyük aile”nin parçalarıdır. Zaman ve Milli gazetenin son bir aylık yazıları dikkatle okunduğunda, bu çevrelerin DAIŞ’i mazur gösterme ve aklama gayretleri de, bu konularda hükümeti desteklerini ve derinlerdeki Kürt düşmanlığı da görülecektir.

Tayyip Erdoğan ve orkestrası yağmacı, tecavüzcü, hırsız ve katiller sürüsü olduğu en küçük bir şüphe götürmeyen bu çeteyi, Kürt halkının haklı, meşru ve onurlu temsilcisi PKK ile özdeşleştirme çabasını sürdürüyor. Bunun, bir plan çerçevesinde, dönemin politikası olarak yürütüldüğü de açık. Erdoğan ve ekibinin, “DAIŞ ne ise PKK de odur” söylemini bir işbölümü çerçevesinde tekrarladıkları görülüyor. Bu algı yaratma politikasına karşı, Erdoğan ve AKP’nin bu çetelerle ilişkisini tekrarlamak da güncel bir görev. Bilinenin tekrarı gibi bir sıkıcılığa yol açsa da…

Kürt halkının, PKK, YPG ve YPJ’nin insanlığın başına bela olmuş bu lümpen katil sürüsüne karşı savaşı bütün dünyada taktir ve sempati kazandıkça, Erdoğan ve şurekasının ruhsal dengesi bozuluyor. Kürt halkına ve PKK’ye sempati artıkça, ciddi anksiyete sorunları yaşayan Erdoğan’ın ruhsal dengesi daha da bozuluyor.

Erdoğan ve AKP hükümetinin Kürtlere düşmanlığı Kobanê saldırısında şüpheye yer bırakmayacak bir görünürlük kazandı. Erdoğan ve AKP DAIŞ’in Kobanê’yi düşürmesini canı gönülden istiyor. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapıyor. DAIŞ’e destek o kadar açık ve görünür ki inkara veya gizlemeye olanak bırakmıyor.

Türk Hükümeti Kobanê düşünceye kadar oyalamak istiyor

Türk hükümeti bir yandan DAIŞ çetesini açıktan desteklerken diğer yandan sanki gizliden PYD’yi ve YPG’yi destekliyormuş görüntüsü vermeye çalışıyor. Nitekim bazı Kürt siyasetçiler, hükümet ile temaslarını Türk hükümetinin desteği anlamında yorumladılar. Oysa temeli olmayan ve kapalı kapılar ardındaki hükümet taahhütlerini abartılı bir iyiniyetle sunmak, toplumu beklenti içinde bırakmak anlamına geliyor.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan’ın bugün ANF’de çıkan röportajı, Türk hükümetinin bu politikasını deşifre etti. AKP hükümeti, PYD Eşbaşkanı Salih Müslim ile görüşmüş ve bu görüşmede büyük bir “dayanışma” taahhüdünde bulunmuş. Fakat bu taahhüdün, büyük ve sinsi bir oyalama politikası olduğunu da röportajdan anlıyoruz. Karayılan anlatıyor; “(Türk Devleti’nin) PYD lideri Salih Müslim’e verilen sözleri vardı ancak onlar yerine getirilmedi. (…) 23 gündür Serêkaniyê’den Kobanê’ye koridor açma sözünü verip yerine getirmeme tutumu, bir ambargo ve kuşatma tutumudur”.

Bu oyalama ve beklenti içinde bırakma politikasına, devletin zor ve şiddet politikası da eşlik etmektedir. AKP’nin askerleri ve polisi, halkın sınırları denetleyerek çetelerin geçişini engelleme kararlılığını tomalarla, mermiyle, gaz bombaları ile engellemeye çalışılıyor. En meşru en demokratik bir siyasal eyleme silahla, mermiyle, gaz bombalarıyla saldırıyor. Dolayısıyla “Bizim için DAIŞ ne ise PKK de odur” sözü de gerçek değildir. DAIŞ, AKP hükümeti bakımından protesto edilmesi ve kınanması yasaklanmış bir yakın kardeştir. Onu kınayanlar Türk askerinin ve polisinin şiddetini göze almak zorundadır.

Erdoğan’a göre İslam olmayanlar öldürülebilir

Bu başlık bir niyet okuma veya soyut bir belirleme değildir.
Erdoğan’ın bugün Antep’te, önünde cam olmadan, yüreğinin sesi ile ve içinden geldiği gibi yaptığı konuşmanın özetidir. Konuşma aynen şöyle; “Müslümanın müslümana canı, malı, kanı, ırzı haramdır”

Erdoğan “hangi dinden ve inançtan olursa olsun insan öldürmek, onların malına canına, ırzına kastetmek günahtır, haramdır” demiyor, diyemiyor. Sadece “Müslüman müslümana yapmaz” diyor. Çünkü onun gerçek ve samimi düşüncesine göre, müslümanlar Ezidileri, Hristiyanları, Musevileri, Alevileri öldürebilir. Erdoğan’a göre Asuri-Suryanilerin, Ermenilerin mallarını gaspetmek helaldir. Hristiyan gazetecilerin kafaları kesilebilir, Kürt-Ezidi kadınları köle kılınabilir, onlara tecavüz edilebilir.

“DAIŞ ile PKK’nin farkı yok” diyen Erdoğan’a bu sözleri söyleten, onun DAIŞ katilleriyle ideolojik, politik ve inançsal kardeşliğidir. Bu söyledikleri basit bir dil sürçmesi değildir. Danışmanları önceden hazırlamadıkları ve promptere yazmadıkları için o gerçek düşüncelerini beyan etti.

Tanrı onu söyletti.

İyi oldu.

Kobanê değil Erdoğan ve DAİŞ çetesi düşecek

DAIŞ katillerinin haber sitesi iki gündür bir duyuru yapıyor: Kobanê düştü!

Erdoğan bugün Antep’te büyük bir keyifle gazetecilere bu duyuruyu tekrarladı: Kobanê düştü düşecek!

Kürt halkı kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle insanlık adına Kobanê’de büyük bir direniş geliştiriyor. Kahramanlığın, şerefin ve haysiyetin bayrağı bu fedakar insanların ellerinde yükseliyor. Erdoğan ve hükümeti ise kalpleri, beyinleri, yüzleri, takkeleri, elbiseleri siyah katiller sürüsünü destekliyor.

Kürt halkı ve değişik halkların vicdanlı ve onurlu insanları dün akşamdan beri Erdoğan’ın ve AKP’nin Kürt düşmanlığına karşı, Kürt halkıyla ve Kobanê ile dayanışma eylemleri yapıyor. Kürdistan’da, Türkiye’de, Avrupa’da eylemler zenginleşerek, çeşitlenerek yayılıyor, büyüyor.

Bu dayanışma geliştiği sürece Kobanê kaybetmeyecek ama Erdoğan da DAIŞ de hayatları boyunca unutmayacakları bir yenilgiyi tadacaklar.

Ferda Çetin
07.10.2014