İç Anadolu’yu Kürdistan’ın beşinci parçası olarak görüyorum

HADEP’in kuruluşundan beri aktif siyaset yapan BDP Konya İl Başkanı Hacı Mehmet Bozdağ, İç Anadolu’nun siyasal yapısını ANF’ye değerlendirdi. İç Anadolu’yu Kürdistan’ın beşinci parçası olarak gördüğünü ifade eden Bozdağ, Halkların Demokrasi Partisi (HDP) oluşumun Genel Merkezi içerisinde, İç Anadolu Kürtlerinin özerk bir meclisi olması gerektiğini vurguladı.

HADEP’in kurucularından olan ve 1994 yılından beri HADEP, DEHAP, DTP ve BDP’de aktif siyaset yapan BDP Konya İl Başkanı Hacı Mehmet Bozdağ, devletin sürdürmekte olan asimilasyon politikalarını boşa çıkarmak için İç Anadolu’da yeni bir hamle yapmanın kaçınılmaz olduğunu vurguladı. İç Anadolu’ya özgü yeni bir yapılanmaya gidilmesi gerektiğini kaydeden Bozdağ, BDP’den sonra oluşacak Halkların Demokrasi Partisi (HDP) içerisinde, İç Anadolu Kürtleri’ne özgü, özerk bir meclisin olması gerektiğini belirterek, İç Anadolu’daki Kürt yapılamasını da Kürdistan’ın beşinci parçası olarak görmek gerektiğini vurguladı. ANF’nin sorularını cevaplayan Bozdağ, İç Anadolu’nun siyasal yapısı, 30 Mart 2014’te gerçekleştirilen yerel seçimler ve devletin buralarda uyguladığı asimilasyon politikalarıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

‘HALKIMIZI YETERİNCE KUCAKLAYAMADIK’

İç Anadolu’da siyaset yapmanın, hata yaşamanın çok zor olduğunu ifade eden Bozdağ,” Kendi içine kapanık, kabuğunu kırmamış ve dar yapısı olan bir alan burası. Siyasi açıdan baktığımızda da tutucu ve muhafazakar bir alan. Konya, her ne kadar büyükşehir olsa da, solun ve demokrasi güçlerinin nerdeyse en alt seviyede olduğu bir alan. Buradaki siyasal alan, tarih boyunca geri bırakılmış ve çok girilmemiş bir alandır burası. O yüzden İç Anadolu’da siyaset yapmak gerçekten çok zor” dedi. Bozdağ, İç Anadolu’da BDP olarak, bir çok eksiklik ve yetmezliklerinin olduğu şeklinde özeleştirisini yaparak, “Bizim parti olarak buralarda eksik kaldığımız noktalar var. Buralar, bizim tarafımızdan, hep yedek ve istihdam alanı olarak görüldü. Bu sahada çok sağlıklı ve güçlü bir çalışma yapılmadı. Buranın özgün koşullarına göre bir siyaset yürütülmedi. Evet, sistem de ciddi bir şekilde buralara yöneldi ama aynı ciddiyetle biz buradaki halkımızı kucaklayamadık” diye belirtti.

‘İÇ ANADOLU KÜRTLERİ’NİN ÖZERK BİR MECLİSİ OLMALI’

İç Anadolu’da yaşayan Kürt oluşumunu ve yerleşimini, Kürdistan’ın beşinci parçası olarak görmek gerektiğini kaydeden Bozdağ, “İç Anadolu’daki Kürtler, siyasi olarak kendini Kürt olarak görüyor ama tek başına bu yetmiyor. Buradaki toplumda şöyle bir beklenti var; ‘evet Kürdistan’ın bir parçasıyız ama burada Türkiye’nin topraklarında kalarak’ algısı var. Siyasi açıdan, ben kendi adıma burayı Kürdistan’ın beşinci parçası olarak görüyorum, öyle de görmek gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü buradan Kürdistan’a gitmek gibi, buradaki toplumun bir beklentisi yok artık. Burayı artık kendi toprakları olarak görüyorlar. Tabi kimliğiyle de kendini Kürt olarak görüyor buradaki yurttaşlar. Türkleşmeyi asla kabul etmez. O yüzden buraya özgün bir siyaset yürütmek gerekiyor. BDP olur ya da diğer bileşenler (HDP) olur, parti merkezinde özerk bir meclisi olması gereken bir alan burası. Genel merkezin içinde, İç Anadolu Kürtlerinin kendine özgü bir meclisi olması, geliştirici olur diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

‘ASİMİLASYON POLİTİKALARI DEVAM EDİYOR’

Bozdağ, buralara sürgün edilen Kürtler üzerinde sistemin yüzyıllardır ciddi asimilasyon politikalarının olduğunu hatırlatarak, bu politikaların günümüzde de daha kapsamlı bir şekilde devam ettiğine dikkat çekti. İç Anadolu Kürtlerinin, Kürdistan’daki Kürtlere göre daha tutucu, daha muhafazakar olduğunu ifade eden Bozdağ, “Özellikle de Avrupa’daki Kürtler çok tutucudurlar. Kendimi koruyayım derken çok tutucu oluyor. İç Anadolu’da yaşayan Kürtler de böyledir. Sistem, tarih boyunca buradaki Kürtleri asimile etmek için tüm çabalarını ortaya koymuş ve bu yapısını hala da sürdürüyor. Biz, burada eğer doğru bir siyaset yürütebilirsek, sistemin bu çabalarını boşa çıkarırız” dedi.

‘ÖRGÜTSÜZLÜK BİZE KAYBETTİRDİ’

30 Mart 2014 tarihinde gerçekleştirilen seçim sürecini de değerlendiren Bozdağ, şunları kaydetti: “Bir seçimi, örgütle kazanırsınız, bireyle değil. Cihanbeyli ve Kulu’da seçim çalışmaları daha çok bireyler üzerinden yürütüldü. Burada, 2002 yılından itibaren, bizim açımızdan ciddi bir gerileme yaşanmıştır. Örgüt olarak biz, merkezi düzeyde buraları boş bırakmışız, kendi haline bırakmışız, denetlememişiz ve denetlemeye gelen arkadaşlarımızı da denetlemediğimiz için var olan örgütlülük de gerilemiştir. Bunları görmeden seçimi değerlendiremeyiz. 2013 yılında bir yönetim oluşturuldu burada; ama tüm arkadaşlarımız deneyimsiz ve ilk görevleriydi. Benim dışımda, arkadaşların nerdeyse hepsi ilk defa görev alıyordu. Bu anlamda ciddi bir yetmezlik var. Bu örgütsel yönetimlerimiz, parti tarz ve ideolojisine pek uygun olmayan yönetimlerdi. Ama başka alternatifimiz de yoktu. Seçim gelip kapıya dayanmıştı, bizim de bir örgütlemeye gitmemiz gerekiyordu.”

‘HADEP DÖNEMİNDEKİ ÖRGÜTLÜLÜK YOK’

Bozdağ, İç Anadolu’da, HADEP dönemindeki örgütlülüğün ciddi anlamada gerilediğini belirterek, buralarda yeni bir tarzla ciddi anlamda çalışmanın hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Örgütsüzlüğün kendilerine kaybettirdiğini ifade eden Bozdağ, “HADEP döneminde böyle değildi, örgütsel olarak, ideolojik olarak çok farklıydık. İlmik ilmik örerek oralara gelinmişti. Tabandan bir örgütleme gelişmişti, toplumsal alandan dolayı da bir örgütlenme vardı. Sadece HADEP’nin değil; toplumsal ve sosyal alanın da bir örgütlülüğü vardı o dönem. Bu alanlar, birbirini çok iyi beslemişti. 2002 yılında milletvekili adayı olduğumda, resmi rakama göre 29 bin oy almıştık; ama iddia ediyorum, 50 binin üzerinde oy almıştık o dönem. Aday olarak benim oy kullandığım sandıkta sıfır oy çıkmıştı. Ben, ailem ve bir sürü tanıdığımızla oy kullandığımız sandıkta resmi rakamlara göre sıfır oy çıkmıştı. Gerisini siz düşünün” şeklinde konuştu.

‘KULU VE CİHANBEYLİ’DE AZ OLUŞUMUZ DEĞİL, ÖRGÜTSÜZLÜĞÜMÜZ BİZE KAYBETTİRDİ’

30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerde de örgütsüz oluşlarından dolayı, sistemin hilelerine ve hırsızlıklarına güç getiremediklerinden dolayı kaybettiklerini belirten Bozdağ, bir dahaki dönemde aynı şeyleri yaşamamak için şimdiden bu eksiklerin giderilmesi gerektiğini vurguladı. Bozdağ, özellikle Kulu ve Cihanbeyli’de yürütülen tüm çabalara rağmen ve verilen onca emeğe rağmen beklenilen sonucu elde edemediklerini kaydederek, “Bu seçimde de daha önce yaşadığımız yetmezliklerin aynısını yaşadık. Belki köylerde bu sorunu çok yaşamadık ama ilçe merkezlerde bunu yine yaşadık. İl merkezlerinde yine aynı sorunu yaşadık. Örgütsüzlüğümüz bize kaybettirdi, az oluşumuz değil. Çalışan arkadaşlarımız ve yürütülen çalışma çok değerliydi, çok anlamlıydı ama bu tek başına sürece yetmedi. Bunu görmemiz gerekiyor, buradan yola çıkarak gelecek döneme daha güçlü hazırlanmak gerekiyor. Cihanbeyli’de daha örgütlü bir tabanımız var. Burada, çok sayıda Özgürlük Hareketi’nin şehitleri var. Değer ailelerinin çok oluşu, diğer yerlere göre Cihanbeyli’nin örgütlülüğü hissedilir boyuttaydı. Cihanbeyli’de bir miras vardı ve bu miras üzerinden daha iyi sonuç aldık. Kulu’da ise daha fazla emek ve çaba sarf edilmesine rağmen, daha önce güçlü bir miras olmadığından, Cihanbeyli kadar iyi sonuç alamadık” dedi.

‘HER ŞEYE RAĞMEN ALDIĞIMIZ SONUÇ BAŞARIDIR’

Bozdağ, tüm olumsuzluklara rağmen, aldıkları sonucun azımsanacak bir durum olmadığını ifade ederek, hem Cihanbeyli’de hem de Kulu’da elde ettikleri sonucu bir başarı olarak gördüklerini vurguladı. Kulu ve Cihanbeyli’de, yüzde yüz kazanacakları bir seçimi; örgütsüz oluşları ve sistemin hilelerinden dolayı kaybettiklerini dile getiren Bozdağ, “Bu kadar örgütsüzlüğe rağmen, aldığımız sonucu başarı olarak görüyorum. Bununla birlikte boş bıraktığımız alanları sistem kendince doldurdu. Seçim sürecinde sistem partilerinin başvurmadıkları hile kalmadı. Halkımızı, aslı astarı olmayan şeylerle tehdit ettiler. Para dağıttılar, örneğin ev ev gezip, ‘BDP, kazanırsa buraya Doğu’dan 15 bin Kürt yerleştirecek ve sizi evlerinizden edecek’, ‘Bize oy vermezseniz hizmet gelmez, maaşlarınız kesilir, yeşil kartınız iptal olur’ gibi bir sürü yalan dolanla insanları kandırdılar” dedi.

‘AKP, İNSANLARA DİLENCİ DUYGUSUNU AŞILIYOR’

AKP Hükümetinin, İç Anadolu’da, özellikle de buradaki Kürtler üzerinde, yumuşatılmış asimilasyon politikaları ürettiğini ve uyguladığını kaydeden Bozdağ, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “İç Anadolu Kürdü’nün yapısı biraz farklıdır. Her ne kadar yüreği Kürtlük için atsa da, ürkekliği, kaygı ve korkuları vardır. Koskoca bir okyanus var ama kendini onun içinde yapayalnız hissediyor. Bu durum da onu korkak ve ürkek hale getiriyor. Bunu doğru algılamazsak, sonuç alamayız. AKP, ülke genelinde yapıyor ama İç Anadolu’da bunu daha bariz yapıyor, insanları kendi kimliklerinden uzaklaştırıp kendine muhtaç ve dilenciler yaratmaya çalışıyor. Bunu da en çok Kürtler üzerinde yapıyor. Avrupa’ya göçün önünü açtı; çünkü burada bir değer yaratılma ihtimalinden korktu. Özellikle 2002 yılından sonra İç Anadolu’da ciddi yozlaşma yaşandı ve yaşanıyor. Yaşamın her alanında bu böyledir. İnsanları kendi örf adet ve değerlerinden uzaklaştırmak için ciddi oyunlar oynanıyor. Yine ekonomik olarak, insanları en alt kademeye iterek, kredilerle, muhtaç ve dilenme duruma getirerek, insanlarda dilenci duygusunu yarattılar. Bu seçim sürecinde de bunu kullandılar, ‘bak bu istikrar bozulursa musluğunuzu keserim’ tehditleri savurdular.”

KİM YERLİ, KİM MUHACİR?

Bozdağ, ısrarla Kürdü Kürt’ten ayrıştırma politikaları, sistemin en çok başvurduğu yöntemlerden biri olduğunu kaydederek, “Daha önce buraya sürgün edilen Kürtlerle son 30 yılda buraya göç eden Kürtleri ayrıştırmak istediler. 300 yıl önce buralara sürgün edilen Kürtler, son 30 yılda ya da 60-90 yıl önce gelen Kürtleri kendinden saymazlar, onları muhacir olarak görürler. Kendisi gibi ve kendi ırkındakileri muhacir olarak görür, yani aşağılama bir manada kullanır muhacirliği. Doğulu diyor. AKP, bunu çok iyi kullanıyor. Örneğin, 300 yıl önce gelen Kürtler bu güne kadar kendini korumayı bilmiştir, ama 30 yıl önce buraya gelen Kürtler neredeyse asimile olmuşlardır. Bu da, AKP’nin eliyle yürütülen asimilasyon politikalarıyla oluyor.”

‘BASIN AYAĞINDA DA CİDDİ ANLAMDA GERİLEME VAR’

Bozdağ, basın anlamında da, İç Anadolu’da ciddi bir gerilemenin olduğunu kaydederek, “Eskiden insanlarımız Roj TV izlerdi, şimdi ise TRT 6 izliyor. Daha önce, bizim basın yayın organları, burada görsel ve yazınsal yayınlar yapardı ve insanlar çok müthiş derecede kaynaklarımızı, yayınlarımızı takip ederdi. Şimdi bu olmadığı için AKP, bunu çok iyi kullanıyor, sanki Kürtlerin dilini, özgürlüğünü bağışlamış gibi algı yaratılıyor burada. Daha önce, Roj TV’nin, İç Anadolu Kürtleri ile ilgili yaptığı bir program vardı, o programın başladığı saatte kimseyi dışarıda göremezdiniz. Herkes televizyonun başına toplanırdı ve bu programı izlerdi. Biz, burada bir şey yapmazsak, AKP bu boşluğu çok güzel doldurmuş ve dolduruyor. Buranın Kürdü, çatışmayı çok sevmez, uzlaşıcı bir yapısı var. Onun için sisteme çabuk entegre oluyor” şeklinde konuştu.

HACİ GÜNEŞ – KONYA