KDP neden Kürt karşıtıdır?

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Kürtçe ismi ile Partiya Demokrata Kurdistanê (PDK), Kürdistan’ın Güney parçasında 1946’da Irak’ta kuruldu. Genel Sekreterliği’ne ise Molla Mustafa Barzani seçildi. O dönem, Kürdistani siyasette bir etkisi vardı. Çünkü Kuzey Kürdistan’da isyanlar Türk devleti tarafından zorla bastırılmış ve Kürt siyaseti baskı-asimilasyon politikaları ile ötelenmişti.
Dönemin koşullarına göre içinde Kürdistan ismi geçen bu partiye her parçadan Kürt aydınları ilgi göstermişti. Zaman içerisinde Kürt siyaseti kendisi yürüyeceği yolu genişletti. Soğuk savaş koşullarındaki güçler dengesinin ilişki ve çelişkilerinden faydalanan Kürtler kendi özgürlüklerinde daha çok “ulusların kendi kaderini tayin hakkı” ilkesi üzerinden örgütler kurdu. Birçok Kürt örgütü zamanın ruhunu kavrayamadığı, toplumsal ve siyasal ihtiyaçlara göre kendisini yenileyemediği için siyaset sahnesinden çekildi. Ancak KDP varlığını bir şekilde sürdürdü. Çünkü KDP, dünyanın devletler sistemi içinde kendisini kurguladı.

KDP ideolojik olarak gıdasını reel sosyalist yapılanmalar ve Baas rejiminden aldı. KDP’nin reel sosyalist partiler gibi bir politbürosu –ki buna mekteb-i siyasi- kurdu. Şekilsel solarak komünist partilerin örgütlenme modelini etkili olduğu toplum içinde yürütmeye çalıştı. Askeri kolu olarak peşmerge yapılanmasını oluşturdu. Ancak KDP’nin şekilsel örgütlenmesi ile toplumsal bileşenleri arasında bir çelişki vardı. Çünkü KDP reel sosyalist şablona göre örgütlenmiş, ancak sınıfsal yapısı dar aşiretsel özellikler taşıyordu. Bu nedenle de KDP sürekli bölünen bir parti oldu. Celal Talabani önderliğinde kurulan Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK), diğer değişik partiler, gruplar ve şahsiyetler KDP içindeki aşiretçi özellikler ve dış ülkelerle kurduğu ilişkiler nedeniyle sürekli bir ayrışma durumu içine girdiler. Çünkü KDP demek artık Barzani ailesi demek anlamına geliyordu.
Barzani ailesi ise Kürdistani özellikler taşısa da politik alanda Kürdistan’ın tümünü karşılayacak bir siyasi oluşum olamıyordu. KDP, Güney Kürdistan dışında ulusal özellikleri ile bilinse de öyle değildi. Bunun nedeni de yine KDP’nin ulusal demokratik özelliklerle politika yapmak yerine dar bölgeci, aşiretsel çıkarları esas alan ve kendisi dışındaki devletlerle kurduğu bağdı. Örneğin bir dönem Sovyetler Birliği ile ilişki geliştiren KDP daha sonra ABD merkezli politikaların parçası oldu. Sovyetler Birliği’nin etkisi olduğu dönemde Kürt milliyetçiliği argümanları öne çıktı. 1975’li yıllardan sonra YNK’nin ayrışması belki de bu döneme denk geliyordu. Ancak ABD merkezli politikaların parçası haline gelen KDP döneminde ise daha çok mahalli-ailesel çıkarlar KDP siyasetinin merkezi haline geldi.
KDP artık Kürdistani olma özelliğini yitirmiş Hewler-Duhok hattında Barzani aşireti ile ittifaklarının bir partisi haline gelmişti. Saddam Rejimine karşı gel-gitli mücadelesi, uluslararası alanda ABD ve İngiltere’nin başını çektiği ittifaka stratejik olarak dahil olan KDP artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. Örneğin Dr. Sait Kırmızıtoprak, Dr Abdurrahman Qasimlo’nun anılarına ve o dönemin tanıklarına baktığımızda şöylesi bir durum ortaya çıkıyor. Örneğin Baba Barzani, Sait Kırmızıtoprak ve arkadaşlarına “Tamam örgüt kurun ama sakın Türkiye’ye karşı bir faaliyette olmayın” der. Qasimlo da anılarında Baba Barzani’nin ulusal politikalar yerine kendisini esas alan ve İsrail-ABD ile girdiği ilişkilere göre KDP’nin şekillendiğini söyler.
KDP’nin radikal eleştirisini yapan PKK gibi örgütlerin ortaya koyduğu eleştiriler de bu konuda önemli bir gerçeğe işaret ediyor. Özellikle 1984’ten sonraki gelişmeler KDP’nin ulusal birlik siyaseti yerine dar ve aşiretsel çıkarları gereği zaman zaman Türk devleti, ABD ve İngiltere ile içine girdiği ilişki biçimi, KDP’nin Kürt ulusal birliğine karşı politikalarını birçok defa gündeme getirmiştir. Kürtlerin Kuzey’de, Doğu’da ve son dönemde Rojava’da kazandığı kazanımlara KDP hep karşıt bir pozisyonda yer almıştır. Bu karşıtlığın siyasal-ideolojik ve ahlaki karşılığı ise KDP’nin siyasal genlerinde mevcuttu.
KDP’nin sadece Rojava Devrimine yönelik politikalarını esas aldığımızda Semelka Sınır Kapısının kapatılması, PYD’nin sürekli kriminalize edilmek istenmesi, Salih Muslim’e Güney Kürdistan’a giriş izni verilmemesi ve en son olarak Rojava sınırına kazılan KDP hendekleri, KDP’nin nasıl bir politika izlediğini göstermesi açısından yeterlidir.
Şimdi bazı iyi niyetli Kürtler ve peşmergelerin Kürt Özgürlük mücadelesinde ödediği bedelleri hatırlatabilir. Bu konuda bir sorun yok. Ancak KDP’nin günümüzde temsil ettiği siyaset ve içine girdiği ilişkilerin kesinlikle Kürt karşıtı olması konusunda hiçbir şüpheye mahal vermemektedir. Eğer KDP gerçekten Kürdistani bir örgütse, Barzaniler Kürdistan Özgürlüğü için mücadele ediyorsa, Rojava halkına düşmanlık içeren politikalarının anlamı nedir?

Baki Gül
Yeni Ôzgür Politika