DEVLETİN DERSİM’DEKİ AKP’Sİ ve MHP’Sİ CHP’DİR

30 Mart yerel seçimleri, normal bir seçim değil. Genel seçim özelliklerini aşıyor bu seçimler. Türkiye’nin siyasal gündemi, Kürt sorununun çözüm süreci, Rojava’daki gelişmeler bunlara ek olarak dünyanın belirli merkezlerindeki beklenmedik olaylar bu seçimleri etkiliyor.

Ama 30 Mart seçimlerinde Kürdistan’daki iki kent Kürtler ve Ankara siyaseti için oldukça önemli. Birisi Urfa, diğeri de Dersim.


Dersim Belediyesi mevcut durumda BDP’nin elinde. BDP’nin rakibi ise 1938 Dersim Soykırımını ve Kürtler üzerindeki inkar-imha ve asimilasyon politikasını gerçekleştiren CHP’dir. CHP devletin resmi partisi. Kemalist, tekçi statükoyu savunuyor. Bu seçimde Alevi ve Kürt düşmanı Fethullahçılarla ittifak yapıyor. AKP karşıtlığını Kemalist devlet sistemini savunarak gerçekleştiren CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi-Kürt-Dersimli kimliğini de imaj olarak kullanarak Dersim’i devlete bağlamaya çalışıyor.
İşte tam da bu nedenle Dersim’deki seçim devletle Kürtler arasındaki siyasal mücadelenin zemini olmuş durumdadır. Çünkü CHP, Dersim’deki AKP’dir. Ancak Kılıçdaroğlu figürü ile kendisini gizliyor. Bunun için de Dersim’deki seçimlerin Kürt Alevilerin, devrimcilerin devletle mücadelesi biçiminde geçecektir. CHP’nin kuyruğuna takılanlar bir yanılsama yaşayarak Dersim’de AKP karşıtı gibi görünmesi büyük bir aldatmadır. Dersim halkı, devrimci örgütler, Alevi örgütleri bu aldatmaya gelmemeli. Kendi kimliğini, inancını savunmalı, Dersim’in özerkliğini, özgünlüğün gerçek özgürlükle birleştirmelidir.
İkinci önemli merkez ise Urfa’dır. 30 Mart’ta Urfa’da AKP ve BDP yarışıyor. Urfa’da yeni bir durum söz konusudur. Tarihi, coğrafik ve siyasi özellikleri olarak Urfa, Türkiye, Kürdistan, Araplar ve diğer halklar için önemli. Nasıl ki Dersim’de devlet CHP adı ile seçime giriyorsa, AKP de Urfa’da Türk devletini temsilen seçime giriyor.
CHP’nin Dersim’deki maskesi Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi-Kürt kimliği. Urfa’daki AKP’nin maskesi ise Sünni-İslam maskeli Tayyip Erdoğan ve adayları. Son dönemde yalancılık, dolandırıcılık, hırsızlıkla gündeme gelen ve teşhir olan Tayyip Erdoğan’ın da dinle imanla fazla alakası kalmadığı görülüyor. Yani Kürt sorununu çözmeyen, Kürtleri oyalayan, halkı soyan, Türkiye toplumunda siyasal ve toplumsal meşruiyeti kalmayan AKP’nin Urfa’da kaybetmesi söz konusudur.

BDP’nin ise kazanması.
Dolayısıyla Dersim ve Urfa’daki seçim sonuçları Kürdistan’ın Özgürlüğü, sömürgeci devletin ise yenilgisi açısından tarihi önemdedir. Kürtler kendi dili, kimliği, toplumsal gerçeği bütünleşmek ve gerçekten özgürleşmek için bu iki mekandaki seçimlere yüklenmeli ve kazanmalıdır. Eğer bu iki merkezde Türk devletinin inkarcı ve tekçi yapısını temsil eden CHP ve AKP kaybederse, Kürdistan halkı sömürgeciliğe karşı büyük bir siyasal başarının sahibi olacaktır.
1999’da Kürtler kendisini yönetebilme seçimine ürkek de olsa adım attı. 2004 ve 2009’da daha da başarılı oldular. 2014’de ise artık daha yaygın ve Kürdistanî renkleri ile kendilerini yönetebileceklerini dosta da düşmana da göstermelidir.

BAKİ GÜL-Y. ÖZGÜR POLİTİKA