30 Mart’tan Sonra Savaş Çıkar mı?

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Amed 2013 Newroz bildirgesinde şöyle diyordu.

“Silahlar sussun, siyaset konuşsun”. Peki bu bir yıllık süreçte silahlar sustu mu?

Sustuysa tek taraflı mı sustu, yoksa çift taraflı mı?

Sorunun cevabı silahlar tek taraflı sustu. Silahları konuşturmayan PKK-HPG idi.

Türk devleti silahları tümden susturmadı. Ne Kuzey Kürdistan’da susturdu. Ne de Rojava’da susturdu.

Kuzey Kürdistan’da, Lice’de Medeni Yıldırım’ı, Gever’de Veysi İşbilir, Reşit İşbilir ve Bêmal Tokçu’yu katletti. Daha nicelerini serxette, binxette, serhatta katletti. Bu Rojavalıdır, Doğuludur. Güneylidir. Kuzeylidir demedi. Hepsini Kürt diye katletti. Daha bugün Kilis’te serxette Rojavalı Ahmet Mahmut Henan’ı öldürdü.

Rojava’daki İslam-Kürt düşmanı işgalci çeteleri örgütledi. Kuzey Kürdistan’da, Tokat’ta, Karaman’da , Bolu’da kurduğu kamplarda bu çeteleri eğittti. Giydirdi. Yedirdi. İçirdi. Silahlandırdı. Kafile kafile uçaklara bindirdi, önce İstanbul’a, sonra Hatay, Dîlok(Enteb), Riha havalanlarına taşıdı. Asker, polis, MİT, Türk-İslamcı tarikat, cemaat ve vakıfların refakatinde serxetten binxette geçirdi.

IŞİD, El-Nusra, Liva Tevhid ve Ahrar-ı Şam gibi bu çete gruplarını bazen ayrı ayrı, bazende toplu bir şekilde Rojava’nın üzerine, Kürtlerin üzerine har u harca saldı.

Rojava’nın üzerine saldığı bu işgalci çeteler, Halep, Til Eran, Til Hasıl, Girê Spî ve Rakka’da Kürtlere karşı toplu katliam yaptılar. Kürtlerin işyerlerini, evlerini patlayıcılarla yıktılar. Yaktılar.
Til Meeruf’ta ise Xeznewi Şêx’inin türbesini, camiyi bomladılar. Minareleri indirdiler. Kuranları yaktılar.

Anneleri eşsiz, çocukları babasız,annesiz bıraktılar. Binlerce Kürt çocuğu öksüz,yetim kaldı.

Genç gelinler gelinlikleriyle ortada kaldılar.

Rojavalı, Kuzey Kürdistanlı, Doğu Kürdistanlı, Güney Kürdistanlı en seçkin gençlerden yüzlerce YPG savaşçısı, İslam maskeli işgalci çetelere karşı savaşırken şehadete ulaştı. Birer gül gibi toprağa düştüler.

Tüm bunların sorumlusu, işgalci çeteleri Kürtlerin üzerine çakal sürüleri gibi salan, Türk devleti ve AKP’dir.

Yani herkesin ağzına pelesenk yaptığı gibi “Artık bir yıldır gençlerimizi cenazesi gelmiyor” lafı hiçte doğru değil.

Kürdistan’ın hiçbir günü cenazesiz geçmedi.

Her gün Kürt anneleri ağladı. Kürdistan’ın bir yanı yas iken, bir yanı intikam hissiyle tutuşuyordu. Toprağa düşen genç yiğitlerin intikamı alınıyordu. Rojava’da köy köy, belde belde, ilçe ilçe, şehir şehir emsalsiz direnişler yaşandı. Yaşanıyor.

Bu yönüyle AKP’li siyasetçilerin konuştuğu hiç doğru değil. Yer yer BDP’li siyasetçilerinde söylediği şekliyle “cenazeler gelmiyor” lafı kulaklara hoş gelebilir ama ve lakin kattiyen doğru değil.

Siyaseten bu tablonun sorumlusu, AKP hükümetidir. Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü çakal sürüleri gibi işgalci çeteleri Kürtlerin üzerine gönderen, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin ta kendisidir.

Aynı Erdoğan ve AKP ise siyasetin konuşması için, ne Kuzey Kürdistan konusunda ne de Rojava konusunda tek bir olumlu adım atmadı.
Zira mecliste tatile girdi. Bundan sonra adım atması da imkansız.

Bu ne anlama geliyor?

Bir yıllık süreçte PKK üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdi. Fazlasıyla adım attı. Hatta en riskli adımları attı.

AKP ise, 30 Martta kadar tek bir adım atmayacak. AKP, çok büyük bir savaşın hazırlığını yaptığı için adım atmadı ve atmıyor. Atmayı düşünmüyor bile.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, AKP ve Türk Devleti’ne tanıdığı süre de 30 Martta doluyor.

Geriye tek seçenek kalıyor.

Siyasetin konuşması için tek bir adım atmayan AKP, Kürtlere şunu diyor. “90 yıllık Kürtleri, Türkleştirme projesinden vazgeçmeyeceğim. Kürtleri tümden soykırımdan geçirene kadar bu projeyi sürdüreceğim. Siyasi hiçbir adım atmayacağım. Zaten Awacs erken uyarı uçakları dahil her türlü ileri teknolojiye dayalı silahlanmayı yapıyorum. Karakollar yerine yeraltına gömülü kale kolları da yapıyorum. Savaş hazırlıklarımda tamam. Eğer gücün yetiyorsa haydi bana karşı savaş”.

Yıllardır PKK’yi izliyorum. Yakından takip ediyorum. PKK ne diyorsa yerine getirir. Eğer AKP 30 Marttan sonra çok kısa bir sürede gerekli adımları atmazsa, büyük bir ihtimalle Kürdistan, Anadolu ve Ortadoğu yeni bir savaşa gebedir.

Kimse bu konu da kendisini kandıramaz. Hakikat budur.

Çıkacak yeni bir savaş, 2012’deki Devrimci Halk Savaşı’nı katbekat aşacak düzeyde olacak.

Çünkü siyasetin konuşması için hiçbir zemini hazırlamayan AKP, silahların konuşmasını tek seçenek olarak devreye sokmuş ve sokuyor.

Kürtlere düşen de, halk ve gerilla olarak Türk devleti ve AKP’nin Neo-İşgal ve soykırım saldırılarına karşı kendi korumaktır. Bu evrensel hukukta, tüm uluslar arası antlaşmalarda yer alan meşru bir haktır.

Zana Azadi