Paris’teki cemaat MİT ve diğerleri…

Paris’teki 3 kadın devrimcinin katilleri artık aleni bir şekilde ortadır. Cinayetler Ankara’da planlandı. Ömer Güney ve beraberindekiler uyguladı. Ömer Güney şimdi tutuklu. Ses kayıtları belgeler, açıklamalar, tutumlar katliamı kimin yaptığını gösteriyor da bu katliamın örgütsel-siyasal çıkar birlikteliğinde kimler var? Benim aklıma takılan temel soru bu.
Hemen belirteyim siyasal konjoktürdeki durum gösteriyor ki ses kayıtları ve belgelerin Fethullah Gülenciler tarafından yayınlanma olasılığı çok büyük. Fethullah Gülen örgütünün bu işte AKP ile ortak iş tuttuğunu da vurgulamakta fayda var. Çünkü 2002’den beri Fethullahçılar AKP ile ortaktı. Hem de her konuda. Kürtleri inkar ve imha siyasetinde öylesine ortaklaşmışlardı ki birinin yaptığını diğeri savunuyordu. Ama aralarında kriz çıkınca birlikte tuttukları işleri şimdi birbirlerine karşı kullanıyorlar. Eğer Fethullahçılar Paris cinayetleri, Oslo görüşmelerinin sızdırılması, KCK tutuklamaları konularında bir sorumlulukları yoksa, bu açık aleni ilan etmeliler. Etmeliler ki AKP’nin gerçek yüzünü görelim.
AKP ise kendi iktidarları döneminde Fethullahçılarla hangi ortak işleri yaptıklarını ortaya koymalı ki kendi sorumluluğunun ne kadar olduğunu görelim. Eğer Fethullahçılar ve AKP’liler Paris Katliamı, Roboskî ve diğer pis işlerde kendi sorumluluklarının ölçüsünü açık-aleni bir şekilde ortaya koymazlarsa ellerinde Kürt kanı var demektir. Bir de siyasal konjoktüre göre ahlak oluşturulmaz. Madem Cemaat diyor ki bu katliamları AKP yaptı, peki bu katliamların yaşandığı zaman Fethullahçılar nerdeydi? Neden katliamları sorgulamak yerine zil çalıp oynadılar. Belge ve ses kayıtları ile birbirlerini şimdilerde alt etmeye çalışanların yakın geçmişte “kim daha fazla Kürt katleder, tutuklar” konusunda ortak olduğunu biz biliyoruz ve bunları unutmuyoruz.
Bu katliamların siyasi/ahlaki ve adli analizlerini yapınca sadece iktidar bloklarına yani AKP-Fethullahçılar-Ergenekoncular ya da dış destekçilerine bakmak ve hatırlatmak eksik olur. Bunun medya ayağını da unutmamak lazım. Çünkü ne zaman bir yerde patlama, ölüm ve suikast olsa Pavlovun deneyindeki zile duyarlı olarak Kürtleri, PKK’yi hedef gösterip kara propaganda yapanlar vardı. Onlar sanıyor ki yazdıkları ve konuştukları suya yazılıyor. Geçmişteki devletin terbiye(sizliğini) alan bazı gazeteci kuruları, çakma Kürt uzmanları ve polis şefleri hemen “PKK içi infaz” “Derin PKK’nin işi” “PKK’de şahin kanadı var” diyerek devletin uzanamadığı alanlarda algı yaratıyorlardı. Paris Katliamı sonrası böylesi haber/yorum ve manşetleri çok gördük. Ee bunları da hatırlamak, hatırlatmakta fayda var, diye düşünüyorum. Misal, o dönem “PKK içi infaz” diye iflas eden fırıncılardan demeç alan, manşete taşıyan Ruşen Çakır, Namık Durukan ilk aklıma gelenlerden… Malum gündem yoğun, kasetler, belgeler ve daha birçok mesele ortaya savruluyor. Bu kaotik durum içinde devletin iktidar blokları arasına sıkışıp tavır almak gerekmiyor. Tarih bilinci ve genel hatları ile insan etiğinin asgari ölçüleri içinde gerçeğe ulaşmak daha iyidir.
Sonuç olarak belgeler, ses kayıtları ve bunların sonrasındaki tarafların açıklamaları ile bazı sorular daha sormakta fayda var:
– Ömer Güney’in MİT ile ilişkisi nedir? Ömer Güney’le konuşanlar MİT mi asker mi? Cemaatçiler bu katliamı biliyordu da niye böyle gizlediler? Fethullah Gülen’i katliam öncesinde kimse aradı mı?
– Ömer Güney, Belçika’da “bizim dükkanın uzağındaki Araplar’dan” sıfır paketten silah alıyor. Bu dükkan Türk büyükelçiliği mi? Belçika’nın bu konuda yapması gereken yok mu?
– Ömer Güney 4 Aralık 2013’te Kürt gençleri ile Hollanda’da gözaltına alındı. Çoğu Kürt basit suçlamalarla tutuklandı. Ömer Güney hemen bırakıldı. Bu kadar pis ilişkiler içinde olan Ömer Güney’i Hollanda nasıl fark etmedi? Yoksa Ömer Güney’den haberi vardı da Hollanda’da işini yapılmamasını istedi?
– Fransa’ya sorulması gereken çok soru var. Ama kısaltarak; savcılar bize bilgi verilmiyor deniyordu. Şimdi yeterince bilgi var. Ne yapacak Fransa bu bilgileri? Ömer Güney o kadar Fransız istihbaratçıyı takip etmiş de bu Fransız istihbaratçılar onu hiç mi görmemiş? Acaba Fransa, katliama ev sahipliği için gönüllü mü oldu?
– Almanya neden sessiz? Oysa Ömer Güney orada çokça kalmıştı. Ve Almanya’nın bunu devlet olarak bilmemesi çok ama çok zor?

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
Baki Gül