Fethullah Gülen ve Erdoğan’ın derin savaşı

Fethullah Gülen de korkmaya başladı.
Gülen “Herkul.org” adlı sitesinde, örgütüne yönelik olası komplolardan söz etti: “Bugüne kadar birileri değişik değişik kötülükler yaptı. Bunlar evlerinize şöyle bir şey yapabilirler. Size ait evlere baskınlar yaparlar, giderken de götürüp bir torbayla bir yere bir şey korlar. Silah veya uyuşturucu korlar” diye adamlarını uyardı.
Fethullah Gülen “komplo”yu kuracak olanları da şimdiden, eliyle koymuş gibi biliyor(!). Bunlar PKK’li, PYD’li veya PJAK’lı olabilirmiş…
Polis, istihbarat ve ordu içinde, yıllardır azımsanmayacak bir kadrolaşma yapan Fethullah Gülen, yıllarca Kürt siyasi hareketine, muhaliflere ve demokrasi güçlerine karşı her türlü entrika ve kötülüğü yaptı. Komplolar kurdu, insanların özel ve mahrem hayatlarını kasetlere çekerek şantaj yaptı. Öyle ki, kumpas kurarak önündeki engelleri kaldırmak, Gülen teşkilatının temel faaliyeti haline geldi.
Hala devam ediyor bu kaset üzerinden şantaj faaliyeti.
Bu konuda örnek de rivayet de çok.
Mesela bu kasetlerden birinin, Tayyip Erdoğan’ın politik geleceğini ciddi biçimde etkileyecek bilgiler içerdiği söyleniyor. Kasetin içeriğini ve Gülen örgütünün elinde olduğunu, Akit yazarı Abdurrahman Dilipak “benden duymuş olmayın” diyerek hükümet sözcülerinden birine iletmiş. Akit gazetesi ile AKP’nin can ciğer kuzu sarması olması da, bu önemli bilgiden sonra başlamış.
Sonra…Ekonomik kriz yaşayan Akit’in reklam gelirleri artmış. Devlet dairelerine alınan gazete takımları içine Akit’in de dahil edilmesi falan hep bu kasetle ilgiliymiş. Bu kasette, AKP’de bir dönem etkili ve yetkili olan bir kadın siyasetçinin özel yaşamına ilişkin bilgiler de varmış.
Deniliyor ki bu yılın mayıs ayında, Bülent Arınç, Pensilvanya’da “muhterem”i ziyaret ettiğinde önüne bu kaseti fırlatıvermiş. “Bakın elimizde neler var, ama sizi koruyoruz” demeye getirmiş.
Başbakanın ofisinde böcek bulunması, bu olaydan sonra istihbarat ve emniyette esaslı bir tasfiye ve yeniden yapılanmaya gidilmesi de sözü edilen bu kasetin tozu dumanıymış.
Fethullah Gülen’in adamlarının hazırladığı bu kasetler, Erdoğan’ın migreni, Yalçın Akdoğan’ın başağrıları olmaya devam ediyor. Bu kasetlerin içeriğini Gülen teşkilatı dışında Dilipak, Arınç, Yalçın Akdoğan da biliyor. Dolayısıyla bu kasetler açıklanıncaya kadar, Erdoğan bu üçlüyü dikkate almak zorunda. Önümüzdeki günlerde Abdurrahman Dilipak’ın etkili ve yetkili bir konuma gelmesi kimseyi şaşırtmamalı.
Fethullah Gülen örgütünün elindeki ikinci kaset Tayyip Erdoğan ve Yaşar Büyükanıt arasında, “yanımızda mezara götüreceğiz” dedikleri “sırlar”ın kaseti. Bu kasetin içeriği, Büyükanıt’ın AKP ve Erdoğan ile neyin karşılığında işbirliği yaptığına ilişkin bilgileri içeriyor. Fethullah Gülen ve teşkilatı, Erdoğan-Büyükanıt ilişkisini kendileri açısından da yararlı buldukları için, bu kasetteki bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasından yana değiller.
Fakat Fethullah Gülen teşkilatının, bu kasetleri öyle istedikleri an ve istedikleri şekilde servis etmelerinin önünde de çok ciddi engeller var.
Birincisi, kapitalist bir organizasyon olduğu artık şüphe götürmeyen Fetullah Gülen holdinglerine ve şirketlerine yapılacak gece yarısı baskınları ve vergi denetimleri. İkincisi ve daha önemlisi, şimdiye kadar özel korunma yöntemleri ile hem içeride hem dışarıda idare eden Gülen teşkilatlanmasının, devlet desteği olmadan bir gün dahi yaşama şansının bulunmayışı. AKP’nin elindeki devlet imkanlarını kullanarak Gülen teşkilatına yönelmesi durumunda, bu güçlü görünen yapının bir günde çökebileceği gerçeği.
Kısacası şartlar “taraflar”ı birbirine mecbur ediyor.
Hüseyin Gülerce ile Yalçın Akdoğan’ın haftada bir yaptıkları, “AKP iktidarı ile Gülen cemaati arasında hiçbir sorun yoktur” açıklamaları, bozulma sürecine giren ilişkileri, gidebildiği yere kadar götürme çabasından başka bir şey değil.
Şimdi karşılıklı fırsat kollama ve açık yakalama zamanı.
Kırkpınar güreşçilerinin bıkkınlık getiren el ense çekme seansları gibi.
Fakat güreşte berebare kalmak diye bir sonuç yok.
Birinden birinin sırtı yere gelecek.
Ortada garip bir durum var. Fethullah Gülen neden açıkça AKP’den söz etmiyor da PKK, PYD, PJAK’ı bu işlere bulaştırmaya çalışıyor?
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın ve daha öncesinde Murat Karayılan’ın, “Fethullah Gülen teşkilatına ilişkin elimizde ciddi belgeler var, yayınlama cesareti olan varsa vermeye hazırız” sözleri Gülen’in huzurunu kaçırmış olmasın?

FERDA ÇETİN
Yeni özgür Politika