Çeteler koalisyonu

Önceki gün Efrin Asayiş Güçleri şüpheli iki kişiyi yakalayarak gözaltına aldı. Biri Amed-Piran doğumlu Vedat Dinç, diğeri Amed-Lice doğumlu Selim Kaya. İkisi de önemli itiraflarda bulunmuş.

Selim Kaya, Rojava’ya gönderilen kardeşi Burhan Kaya’yı aramak için geldiğini belirtmiş. Kardeşinin, çetelere katılmadan önce, Amed Bağlar Sağlık Ocağı civarında, Mustazaf Der’e bağlı bir mescide gidip geldiğini ve orada eğitildiğini belirtiyor. Burhan Kaya bir süre önce aniden kaybolunca, ailesi araştırıyor ve Mustazaf Der’in onu Rojava’ya gönderdiğini öğreniyor.
Nam-ı diğer “Türkiye Hizbullahı”, Kürdistan’da benimsenmiş ismi “Hizbul-kontra” olan bu örgüt, geçmişteki kirli sicilinden ve suçlarından arınmak yerine, Kürdistan Özgürlük Mücadelesine karşı yeniden faaliyete geçmiş görünüyor.
Bu örgütün geçmişte ve bugünkü amacı o kadar açık ve görünür ki tarife ve tahlile gerek yok. Buna göre; Kürt Özgürlük Hareketi yenilirse, kendileri mücadele etmeden, ter dökmeden, bedel ödemeden doğan boşluğu dolduracak. Bunun için de sinsice fırsat kollamak, kendilerince uygun zamanda saldırmak en bilinen taktikleri. Böyle bir zihniyetten düzelme, etik ve ahlaki bir duruş veya ilkeli bir yaklaşım beklemek de beyhudedir.

Bu örgüt, Rojava’da Kürt köylerine saldıran, “Kürtlerin malları ve kadınları savaş ganimeti olarak helaldir” diyen çetelere kadro ve eleman ayartıyor. Hizbullah, Hüda-Par, Muztazaf Der adlarıyla bilinen bu örgüt, Amed ve Bingöl merkez olmak üzere Kürdistan’da Kürt gençlerini devşiriyor. Eğitiyor ve Rojava devrimine karşı savaştırmak üzere, sınırın öte tarafına geçiriyor. Bu faaliyeti kendi yeteneği ve becerisi ile ve illegal şekilde değil; TC. Devleti ile işbirliği içinde, Amed, Bingöl valilikleri ve polis teşkilatı ile ortak şekilde yürütüyor.
Bu örgüt geçmişte de aynen bu şekilde çalıştı. Kırlara, dağlara ayak basmadı. “Kafir Rejim”e karşı ciddi ve kayda değer hiçbir mücadelesi olmadı. Şehir merkezlerinde, ilçelerde Türk polisinin gözetim ve denetiminde, Kürt yurtseverlerini katletti. Devlete, Ergenekon’a ve JİTEM’e dayanarak örgüt ve hareket olacağını sandı. Devlet elini çekince ortalıkta kalakaldı.
Kendilerine ait basın-yayınında ve “edebiyat”ında kendisini abartan; devlet zulmünden, Türk rejiminin despotizminden ve kendi mağduriyetlerinden söz eden bu örgütün, geçmişte ve bugün, devlete karşı asgari bir mücadele programı bulunmuyor.
Bu durumu gözlemleyen ve eylemlerini kuşkulu bulan hakiki Hizbullah (Lübnan Hizbullah’ı) doksanlı yıllarda açıklama yapmak zorunda kalmış. Türk-Kürt Hizbullah’ının kendileri ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirtmişti.
Türk Hizbullahı ve onun yan örgütlenmesi Hüda-Par, Türk sömürgeciliği ve devletle çelişkilerini “öte dünya”ya bırakacak kadar “sabırlı“, tahammülkar. Ama Kürt Özgürlük Mücadelesi söz konusu olduğunda son derece saldırgan, sabırsız ve hilekar.
İşte bu örgüt, şimdi Rojava’da El Kaide, Irak-Şam İslam Devleti, Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Kürt halkına saldırıyor. Kürt gençlerini kendi halkına karşı savaşmak üzere eğitiyor ve Rojava’ya gönderiyor. Aynı örgüt PKK’ye, PYD’ye, YPG’ye ahlak dersleri verecek kadar da pişkin. Bu örgüt müslüman geçiniyor. Kirli ve karanlık ilişkilerini perdelemek için de “Peygamber Sevdalıları“ vb. platformlar kurarak Kürdistan halkının inancını suistimal edebileceğini sanıyor.
Arkadaşımız Zana Azadi, Hüda-Par ile İHH’nin, Rojava’da Kürt halkına karşı savaşan çetelerle uğursuz ilişkilerini ayrıntıları ile yazdığında, İHH yetkilileri rahatsız olmuş, BDP eşbaşkanları ve milletvekilleri ile görüşerek “masumiyet”lerini ispata çalışmışlardı. Bu konudaki örneklere ve tanıklıklara hergün yenileri ekleniyor. İsmi zikredilen bu örgütler boğazına kadar Rojava’daki çamura, kire, pasa bulanmış durumda.
Nitekim Efrin’de yakalanan Vedat Dinç, İHH elemanı olduğunu söyleyen kişiler tarafından kendisinin de “yardım gönüllüsü” yapıldığını; Türk TIR’ları ile birçok kez Bab El Hava ve Cilvegözü sınır kapısından geçtiğini, TIR’ların gizli bölmelerinde Rojava’daki çetelere silah taşındığını, bu kamyonların sınırda aranmadan geçtiğini belirtiyor.
Vedat Dinç, İHH ile birlikte Fethullah Gülen teşkilatı ve Hüda-Par’ın da Rojava’daki çetelere yüzlerce elaman gönderdiğini belirtiyor.
Sonu nereye varır bu işin?

Tarih boyunca dünyanın değişik yerlerinde binlerce kez olan yine tekrarlanacak.
Yerli, mazlum, haklı, imanlı, kararlı ve insanlığın temsilini yapanlar kazanacak.
Dışarıdan gelen tecavüzkar, zalim, imansız, lümpen, hırsız ve talancı çeteler de sponsorları ile birlikte kaybedecek!