Kürt Hizbullah’ı yerine Kürt El Kaide’si mi?

Diyarbakır’da 3 Aralık günü yapılan BDP mitingi sonrasında sırtından tek kurşunla vurularak öldürülen 21 yaşındaki Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Murat Elibol cinayetinin, bu örgüte işlettirildiği düşünülmektedir

Kürt coğrafyasında devletin çok yönlü tasfiye ve bölme faaliyeti sinsice devam ediyor. Geçmişte hepimizin bildiği gibi Hizbullah bizzat devlet tarafından kuruldu, güçlendirildi, desteklendi ve Kürt Toplumsal Hareketine karşı saldırıda çok aktif olarak kullanıldı. “PKK’nin düşmanı benim dostum” denilmiş, dönemin bölgenin kontra yöneticisi general de “Hizbullah’ın önü açılmalı ve desteklenmelidir” demişti. Bilindiği gibi Hizbullah, Kürt illerindeki askeri karargâhlarda eğitildiler ve JİTEM ile birlikte 17 bin faili meçhul cinayete imza attılar.

Devlet, Hizbullah’ın işlevini esas olarak tamamladığını düşündü ve İstanbul’un Beykoz ilçesinde yapılan bir operasyonla liderleri Hüseyin Velioğlu öldürüldü. Bir kısım yöneticileri tutuklandı. Kamuoyu günlerce, Hizbullah cinayetlerini konuştu. Güç kaybına uğrayan Hizbullah, bir bakıma geri çekilerek, yeniden örgütlenmeye başladı.

AKP ile birlikte İslamcılaşan devlete daha yakın bir çizgi izlemeye başlayan Hizbullah, seçimlerde çok açık olarak AKP’yi destekledi. Bu durum Hizbullah’ın içinde bir kısım tartışmaları gündeme getirdi. Bir bakıma Kemalist rejimin vurucu silahlı gücü olarak işlev görmüşken, AKP ile de İslamcı hareketin uslu çocuğu olarak sisteme dâhil edildi.

Hizbullah’ın yeni örgütlenme atağı

Hizbullah’ın kurumsal yapısı eskiden olduğu gibi çok gizli değil. Daha açık bir şekilde taban örgütlenmesine ciddi bir ağırlık veriyor. AKP’nin desteğiyle örgütlenme alanlarını daha çok genişletiyor. Kürt illerinin birçoğunda yoğun bir dernek faaliyetine yönelmiş durumda. Diyarbakır’da çok sayıda dernek açıyor. Bunlardan bazıları şunlar: Merkezde Mustazaf-Der, ilçe merkezlerinde ise Sahabe-Der, Şura-Der, Cami-Der, İlim-Der.

Ayrıca görsel ve yazılı medyayı da çok kapsamlı olarak kullanmaktadır. Örneğin Merkez Diyarbakır’da Çağrı FM ve Çağrı TV, Doğru Haber gazetesi, İnzar dergisi, Dua yayıncılık ve kitapçıları var. Ayrıca, Selam-Der bünyesinde yatılı yurtlar açarak özellikle üniversite öğrencilerine yönelik çok kapsamlı bir örgütlenmeye yönelmiş bulunuyorlar. Bütün bunları AKP’ye yakınlık duyarak devlet desteğinde yapıyorlar.

Ayrıca AKP ile arasındaki yakınlaşmanın Hizbullah tabanında ciddi bir kırılma yarattığı ve tepkilerin oluştuğu da biliniyor. Bu ikili durum Hizbullah’ın politikalarını önemli oranda etkileyecek gibi görünüyor. Çünkü devletin olanaklarıyla gelişme potansiyeli yakalarken, doğal tabanını kaybetme riski taşıyor.

Selefiler-Kürt El Kaide’si
Devletin, Kürdistan coğrafyasında Hizbullah’ı ehlileştirirken, Kürtlerin toplumsal gücünü parçalamak için yeni silahlı güçlere ihtiyaç duyduğu kesin. Yeni arayışlar içerisinde olan Cemaatin rejimi, özellikle Kürtleri birbirine kırdıracak yeni politikalar devreye sokma kararlığında. Bunun en iyi yöntemi de “Kürt coğrafyasında Türk devletine karşı silahlı mücadele verebilecek şekilde görüntü veren bir örgüt yaratmak” ve bunu destekleyerek, Kürt Hareketine karşı kullanmaktır. Kürt coğrafyasında bir süredir faaliyet yürüten bu örgüte de “Selefiler-Kürt-El Kaide’si” denilmeye başlandı.

Selefilik daha çok Kuran’ın ilk kaynaklarını esas alır ve “modernleşmeyi dinden sapma olarak yorumlayan” bir İslami düşünce akımı olarak bilinir. İslami iktidar için şiddetin temel alınması gerektiğini sık sık vurgular. Suudi Arabistan kökenli olan ve Vahhabi geleneğinin devam olarak görülen Selefelik aynı zamanda El Kaide’nin de ideolojik ve iktidar dayanağıdır. Kürt Selefilerinin politik ve örgütsel perspektifinde de bu yaklaşım esastır.

Babasını kafir ilan eden Bayancuk

Özellikle geçmişte Hizbullah ile yakın ilişkisi olan ve ‘radikal’ kesim olarak adlandırılanların önemli bir kesimi “Kürt El Kaide’sine” yönelmiş durumda. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastının planlayıcısı olduğu olarak belirtilen Hizbullah liderlerinden Hacı Bayancuk’un oğlu Halis Bayancuk’un Selefilerin liderliğini yaptığı iddia ediliyor. Kod ismi Ebu Hanzal olan Halis Bayancuk, Hizbullah’ın AKP ile olan yakınlaşması nedeniyle babasını ‘kâfir’ ilan etmesiyle dikkatleri üzerine çekti.

Antalya, Ankara, Kayseri, Konya ve Gaziantep, Diyarbakır, Bingöl, Ağrı, Urfa, Elazığ gibi şehirlerde örgütlenen Selefiler, Kürt illerinde örgütlenmeyi esas aldıkları anlaşılıyor. Özellikle Diyarbakır (Amed) ve Bingöl çalışmanın merkezi olarak seçilmiş durumda.

Kürdistan coğrafyasında İslamcılık geleneği güçlüdür, bu nedenle örgütlenmesinin nesnel zemini bulunuyor. Hem toplumsal tabanı hem de yöneticilerinin çok önemli bir kısmı Kürt kökenli olması nedeniyle, Selefilere Kürt El Kaide’si denilmeye başlandı. Özellikle Hizbullah’ın tabanında önemli bir kesim Kürt El Kaide’sine yönelmiş durumda.

El Kaide’nin Amed örgütlenmesinden sorumlu kişi olarak bilinen Ubeydullah ile Hanzal’ın eğitim için Mısır El Ezher Üniversitesi’ne gittikleri ancak Selefi oldukları iddiasıyla atıldıkları belirtilir.

Yeni bir savaş hazırlığı

Kürt El Kaide’sinin birçok elemanı Afganistan’da askeri eğitim almış ve bunlar Diyarbakır merkez olmak üzere Kürt illerine yerleştirilmiş. Sıkı ve disiplinli bir illegal örgütleme oluşturdukları ve askeri örgütlenme temelinde silahlı bir mücadeleyi esas aldıkları propagandasını yaparak, özellikle genç kesimler içerisinde etkili olmaya çalışmaktadırlar. Bir bakıma yeni bir ‘savaşa’ hazırlandıkları iddiasını her yerde işliyorlar.

Buna paralel olarak, deşifre olmuş veya kamuoyunda tanınmış bir kısım insanları da legal alanda propaganda faaliyetleri için görevlendirdikleri anlaşılıyor. Diyarbakır’da iki kitap evi açtılar. Bunlardan biri merkezde olan ‘Mekke Kitap Evi’dir ve diğeri ise Bağlar bölgesindedir. Ayrıca, çok gizli bir örgütlenmeye sahip olduklarını söyleseler de, bunların Amed merkezinde faaliyetleri biliniyor. Yeni organize edilen “Kürt El Kaide’si” bu süreci kendi lehine çevirmek ve toplumsal tabanını geliştirmek için açık çalışma faaliyetlerine yönelmiş bulunuyor.

21 yaşındaki genci kim öldürdü?

Türk rejimine karşı oldukları ve bunların hiçbir kurumunu meşru görmediklerini iddia etmekle birlikte, sistemle ilişkilerini dolaylı olarak sürdürmektedirler. Örneğin Diyarbakır’da 3 Aralık günü yapılan BDP mitingi sonrasında sırtından tek kurşunla vurularak öldürülen 21 yaşındaki Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Murat Elibol cinayetinin, bu örgüte işlettirildiği düşünülmektedir. İlk önce dikkatler Hizbullah üzerine yoğunlaşmakla birlikte, Mustazaf-Der’in sitesinde yapılan açıklamada, Hizbullah söz konusu cinayeti kesin bir dille kınamakta ve provokasyon olarak değerlendirmektedir. Yakalanan kişilerin vermiş oldukları ifadelerden de bu anlaşılıyor. Polis ve savcılık, soruşturmayı derinleştirmek niyetinde değil. Bu yöntem, geçmişte Hizbullah’ı koruma taktiğini andırıyor. Dikkatler Selefi-Kürt El Kaide’si üzerine çekilmesine rağmen hiçbir şekilde tepki vermiş değiller. Sessiz kalarak geçiştirmeye çalıştıkları anlaşılıyor.

Ayrıca Güney Kürdistan Federasyonu bölgesinde birçok şehirlerde yapılan saldırılar, sıradan kendiliğinden gelişen eylemler olmayıp, bilinçli ve örgütlü bir çalışmanın sonucudur.

Dr. Mustafa Peköz
Sendika.org