KCK ateşkes ilan etti

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı da yazılı bir açıklama yaparak, “Bugünden geçerli olmak üzere tüm gerilla güçlerinin ateşkes pozisyonunda olacağını, kendisine karşı herhangi bir saldırı olmadığı müddetçe silah kullanmayacağını açıkça ilan ediyoruz” dedi. KCK, geri çekilme için gerekli alt yapının hızla oluşturulması çağrısında bulundu .

Almanya’nın Bonn kentinde Newroz kutlaması sırasında KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın görüntülü bir mesajda Kürtçe yaptığı “ateşkes” ilanının ardından KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı adına yazılı bir açıklama geldi.

Yürütme Konseyi Başkanlığı, bugünden itibaren geçerli olmak üzere ateşkes ilan ederken, geri çekilme için gerekli koşullara dikkat çekti ve Öcalan’ın durumunun uygun hale getirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

YENİ BİR GELECEK, YENİ BİR ORTADOĞU

ANF’ye ulaşan KCK’nin açıklaması şöyle:

“Ortadoğu’nun en eski halklarından birisi olan Kürt halkının yaşadığı tarihsel trajedi ve direniş süreci, yüzyılımız açısından artık olmazsa olmaz kabilinde demokratik bir çözümü dayatmaktadır. Kırk milyonu aşkın nüfusa sahip olan bir halkın ezilmişlik, inkar ve soykırımlara uğraması, katı asimilasyon ve imha politikalarıyla karşı karşıya gelmesi bir insanlık utancı olarak günümüze kadar gelmiştir. Artık Kürt halkının yaşadığı bu ağır tarihi haksızlıklara son vermenin zamanı gelmiştir. Zamanın ruhu, tarih ve yükselen insanlık değerleri de bunu gerektirmektedir.

Bir halklar bahçesi olan Ortadoğu mozaiğinde yer alan Kürt rengi ve kültürü ne yazık ki, tarih boyunca sürekli köreltilmek ve yok edilmek istenmiştir. Oysa unutmamak gerekir ki yitirilen ve kaybolan her renk, her dil ve her kültür, sadece mağdur olan halklara kaybettirmemiş, ziyadesiyle insanlığın da kaybetmesine, çoraklaşmasına ve fukaralaşmasına yol açmıştır.

Yeni bir gelecek, yeni bir Ortadoğu ve yeni bir Türkiye’nin yaratılması için halkların ortak tarihsel birikimini en güçlü kaynak olarak görüp güncelleştirmemiz gereken bir dönemde bulunmaktayız. Çözümü elzem olan Kürt sorunu ile Türkiye’nin demokratikleşmesinde zamanı en doğru değerlendirmemiz gereken kritik bir eşikteyiz. Bu gerçek, tarihin hem Kürtlere hem de birlikte yaşayan halklara bir emridir.

HAREKETİN KARARLI MÜCADELESİ ÖNEMLİ GELİŞMELER YARATTI

Kürt Halk Önderi Başkan Apo’nun, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümü için 1993’ten bu yana ciddi bir arayış içinde olduğunu soruna vakıf olan herkes bilmektedir. Şimdiye kadar tek taraflı ateşkesler yaparak çözümün muhatabını ve iradesini geliştirme konusunda attığı adımlar ne yazık ki çeşitli engeller ve komplolar nedeniyle sonuçsuz kaldı. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal’la başlayan, yine dönemin başbakanı Erbakan ve Ecevit’le denenen tüm barışçıl çözüm girişimleri daha başlamadan kesintiye uğradı. Önder Apo, bütün bunlara rağmen çözümdeki ısrarlı tutumunu sürdürerek AKP iktidarı döneminde de çeşitli defalar aynı girişimlerin sahibi oldu. Kamuoyunun da bildiği Oslo süreci, Önderliğimizin 1993’lerden itibaren izlediği demokratik çözüm stratejisinin bir tutumu ve devamı olarak gündeme geldi. Ne var ki, bütün bu iyi niyetli ve kararlı adımlar, hiçbir somut adıma dönüşmeden tıkandı ve yeniden şiddetli bir mücadele dönemine girildi. Özellikle 2011 yılının Temmuz ayından itibaren önceden çok denenmiş yöntemlere geri dönüşün yapıldığı, şiddet yoluyla ve “entegre stratejisi” olarak ifade edilen çok kapsamlı siyasi ve askeri operasyonlarla sonuç alınmak istendi. Hareketimiz ve halkımız ise Devrimci Halk Savaşı temelinde kararlı bir direniş mücadelesini yükselterek buna karşı önemli gelişmeler yarattı. Teslim alma ve tasfiye politikalarını sonuçsuz bırakarak Kürt sorununun şiddetle çözülemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu ve demokratik çözümü temel gündem haline getirdi.

ÖCALAN’IN ÇAĞRISI GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA ETMENİN ÇAĞRISI OLDU

Önderliğimiz, sahip olduğu demokratik çözüm stratejisi gereğince içinde tutulduğu koşulların zorluğuna rağmen halklarımıza karşı duyduğu tarihi sorumluluk gereği hem Kürt halkını, hem de Türkiye’de yaşayan tüm halkları bu şiddet girdabından çıkarmak ve bölgemizde yaşanan tarihi sürecin gereklerine cevap olmak anlamında yepyeni tarihi bir adım atmıştır.

Önderliğimizin tarihsel misyonu ve sorumluluğu gereğince Türk devlet yetkilileriyle yeniden görüşmelere başlaması ve ardından kamuoyuna yansıyan tutumu, bir halkın önderi olarak temsil ettiği muhataplık durumunun bir sonucudur. BDP adına giden heyetlerin Önderliğimizle görüşmeleri ve Önderliğimizin Hareketimize sunduğu, birbirinin devamı ve tamamlayanı olan çözüm taslakları bize ulaşmıştır. Hareketimiz tarafından büyük bir ciddiyetle ve özenle ele alınan bu taslaklar, hareket adına karar verici yönetim organları tarafından değerlendirilmiş ve sonuçları Önderliğimize iletilmiştir.

Başkan Apo’nun geliştirdiği çözüm perspektifini bir mesajla 21 Mart Newroz günü Amed’de deklare etmesi bu sürecin tüm halklara, demokratik kamuoyuna ve sorunun tüm taraflarına mal olmasını ve sahiplenmesini sağlamıştır. Oldukça derin, çözümün perspektifini ve zeminini güçlü oluşturan, bunun felsefi ve tarihi temelini ortaya koyan, güncelle bağını kuran bu çağrı, tarihi bir demokratikleşme hamlesi ve çözüm bildirgesidir. İnsanlık tarihinde nasıl ki tarihin yönünü değiştiren anlaşmalar, özgürlükler lehine bildirgeler, reformlar çıkarılmışsa, bu çağrı da barış içinde, hür, refah ve güven dolu bir geleceği birlikte inşa etmenin çağrısı olmuştur.

ÇAĞRI, TAİRHİN AKIŞINI DEĞİŞTİRECEK NİTELİKTEDİR

Çağrıda ifade edildiği gibi özgürlüğe ve eşitliğe dayalı ortak yaşam ve kardeşlik hukukunun yeniden tesisi için muhataplarını, Kürt halkını ve herkesi göreve çağırmıştır. Özgür ve demokratik toplumlar kendilerine güvenen ve geleceğe güvenle yürüyen, üretken, yaratıcı toplumlardır. Korkularla ve baskılarla birbirine yabancılaştırılmış, birbirinin karşısına mevzilendirilmiş kültürel renklerin, çeşitliliğin, kimliklerin çatışmalı durumdan çıkarılması, egemen-köle, ezen-ezilen ilişkisinden kurtarılması için büyük bir demokratik hamledir. Varlığını, diğerinin ezikliği, hiçliği, horlanmışlığı, dışlanmışlığı, inkarı ve imhası üzerinden var eden kimliklerin, sağlıklı bir toplum, ulus ve birey olarak yaşadığı, değerler yarattığı görülmemiştir. İşte bu çağrı, insani değerlere ve barışçıl toplumların hakikatine yeniden dönüşün, tüm korkulardan arınarak gerçek bir demokratik özgür birliğin, demokratik bir halklar cumhuriyetinin inşasına çağrı; kadınları ve gençliği yepyeni bir yaşamın kurulmasında sorumluluğa, göreve davettir.

Önderliğimizin Amed Newrozu’nda yaptığı çağrı, tarihin akışını değiştirecek niteliktedir. Kürt Özgürlük Hareketi olarak doğrudan sorumluluklarımızı ve yükümlülüklerimizi ifade eden bu tarihi çağrıyı tümüyle kabul ettiğimizi ve gereklerini yerine getireceğimizi halkımıza ve kamuoyuna deklare ediyoruz.

HAREKET OLARAK EN GÜÇLÜ DÖNEMDEYİZ

Hareket olarak, mücadele tarihimizin en güçlü bir dönemindeyiz. On yılların tecrübesine dayanan hareketimizin sahip olduğu kadrosallaşma ve tecrübe düzeyi hem yetkin bir savaş ve direnişi, hem de yetkin bir barışı geliştirebilecek bir düzeyi ifade etmektedir. Hareketimizin sahip olduğu halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik çözüm zihniyeti ile beraber, Önderliğimizin geliştirdiği bu yeni çağrı ve stratejik açılım, bizlerde demokratik çözüm tutumunu güçlendirmiş ve bu temelde bir katılım ve kararlaşma yaşanmıştır. Bu nedenle 2013 Newrozu’nun tıpkı tarihteki anlamına, misyonuna uygun olarak yeni bir milat olması için tüm gücümüzle katılacağız. Demokratik Çözüm ve Barış Çağrısını, Önderliğimize, halkımızın demokratik bilincine, direniş geleneğine ve 40 yıllık mücadele mirasımıza duyduğumuz büyük bir güvenle, demokratik modernite paradigmasının zihniyet gücüyle ve demokrasiye, özgürlüğe, barışa olan sonsuz inancımızla, halkların birlikte yaşam kültürüne olan bağlılığımızla büyük bir kararlılıkla hayata geçireceğimizi vurgulamak istiyoruz.

Yeni bir dönemi başlatan bu çağrı, sorunların şiddetle değil siyasetle çözümünü öngören, Kürt sorununda kalıcı-demokratik çözüm stratejisini ifade etmektedir. Bu çözüm ve barış planı tüm aşamalarda hiç kuşkusuz sorunun taraflarına sorumluluklar yüklemektedir.

23 MART’TAN İTİBAREN ATEŞKES

Bunun için toplumun tüm kesimlerinin çözüme ciddi katkı sunması ve rahat katılım ortamının sağlanması, düşüncelerin hür bir şekilde ifade edilmesi ve baskı altına alınmadan tartışılması, çözüm çabalarının güvenlikli bir ortamda yürütülmesi, diyalogların sağlıklı gelişmesi ve müzakere edilmesi için öncelikli olarak çatışmasızlık ortamının yaratılması gerektiği açıktır. Bugünden (23 Mart) geçerli olmak üzere tüm gerilla güçlerinin ateşkes pozisyonunda olacağını, kendisine karşı herhangi bir saldırı olmadığı müddetçe silah kullanmayacağını açıkça ilan ediyoruz. Kendisine karşı imha amaçlı saldırılar olduğunda ise meşru müdafaa hakkını kullanacağını ve saldırılar karşısında misilleme hakkını koruyacağını vurgulamak istiyoruz.

GERİ ÇEKİLME İÇİN GEREKLİ ALT YAPI HAZIRLANMALI

Geçmişte ilan edilen ateşkes süreçlerinin tecrübelerine dayanarak atılacak bütün adımların olgunlaştırılarak ve zaman kaybetmeden atılması bir zarurettir. Geri çekilme için gerekli altyapının hazır hale getirilmesi, yasal olarak gerekli karar ve izleme kurullarının oluşturulması, yine mevsim koşullarının uygun hale gelmesi gereklidir. Bu konuda hükümetin ve TBMM’nin üzerine düşeni bir an önce yapması durumunda Başkan Apo’nun yaptığı çağrının bu konuda da yerine getirilmesi tümüyle imkan dahiline girecektir. Bunun için Başkan Apo’nun koşullarının uygun hale getirilmesi ve diyalog imkanlarının oluşturulması, sürecin hızlanması ve tam başarısı için önemli olacaktır. Sürecin bu temelde olgunlaşarak gelişeceği tartışmasızdır.

SAVAŞ DÖNEMİNİN DİLİNE SON VERİLMELİ

Kuşkusuz sürecin ruhuna uygun bir dilin geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Savaş döneminin, karşıtlığı derinleştiren ve rencide eden dilinin terk edilerek yapıcı, kapsayıcı, demokratik çözüme odaklayan ve güven veren bir dilin kullanılmasına özen gösterilmesi, sürecin olumlu ilerletilmesi ve toplumun güçlü sahiplenilmesi açısından önemli olacaktır. Bu konuda istenilen düzeyin henüz gelişmediği açıktır.

Köklü bir biçimde çözüm planının adım adım hayata geçmesi için bizim kadar, hükümetin de yasal-anayasal açıdan üstüne düşenleri yapması önemli olduğu gibi; tarafsız ve meşruluğu bulunan sivil toplum alanlarındaki kurum ve kesimlerin de rolünü oynaması önemli bir husustur.

BÖLGESEL VE ULUSLARARASI GÜÇLER ENGEL OLMAMALI

Bu konuda uluslararası güçlerin, kurum-kuruluşların ve bütün demokratik çevrelerin de demokratik-barışçıl çözüme destek sunmaları çözümü kolaylaştıran bir gerekliliktir. Bölgemizde barışın ve istikrarın gelişmesi için bölgesel ve uluslararası güçlerin, ortaya konulan çözüm iradesine engel olmamaları, doğru yaklaşmaları ve destek sunmaları talebimizdir.

Önderliğimizin çağrısı doğrudan Newroz alanından tüm dünya kamuoyuna, Türkiye’ye ve Kürt halkına yapılmıştır. Bu çağrı, başta doğrudan, derin acılar çekmiş, fedakar halkımıza büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Newroz alanlarından bu önemli görevi büyük bir heyecan, coşku, moral ve inançla karşılayan Kürt halkı, dostları ve çözümü isteyen herkes büyük bir kararlılık beyan etmiştir. Önderliğimizin çağrısında da belirttiği gibi, Kürt halkı ağır bedeller ödeyerek, büyük şahadetler ve destanlarla kimliğini ve benliğini kazandı. Şimdi sıra demokratik kurtuluş mücadelesini kazanmaktadır. Bu yeni mücadele dönemi hepimizin, herkesin ve halkımızın görevlerini kat be kat artırmıştır.

Dört parça Kürdistan’daki ve yurtdışındaki halkımızın, bizzat, tarihi sürecin şahidi ve öznesi olarak hiçbir rehavete kapılmadan süreci büyük bir dikkatle takip edeceğine, demokratik çözüm projesinin hayata geçmesi için demokratik mücadelesini güçlü yürüteceğine, yüksek bir disiplin, bilinç ve birlik ruhuyla çalışmalarına yükleneceğine güçlüce inanmaktayız.

Bu temelde halkımızın özgürlük Newrozu’nu, Çağdaş Kawaların direniş gününü, halkların bahar bayramını tekrardan kutluyor, bu yepyeni tarihsel mücadele döneminde üstün başarılar diliyoruz.”