O gece Roboskî ROJ Tv ve R.Tayyip

28 Aralık 2011 günüydü… ROJ Tv stüdyolarından çıkmış eve gitmiştik. Gece yarısına doğru rejisör arkadaşım Afat, elinde bilgisayar ile odaya girdi. “Savaş uçakları bombardıman yapmış” dedi. Türk ordusunun ekim ayı itibarı ile arttırdığı bombardımanları nedeniyle duyarlılığımız yüksekti. Hemen televizyona geri döndük. Dicle Haber Ajansı haberi geçmişti. Ancak ne olduğunu hala tam anlayamamıştık. Şırnak bölgesini aradım. Sonra yerel haber kaynaklarımızı. Durum sandığımızdan çok daha ciddiydi. Türk savaş uçaklarının roketleri ve kazan bombalarıyla katledilenler köylüydü. Aynı köydenlerdi. Akraba, kardeş, kuzendiler. Hemen diğer arkadaşlarımızı aradık. Afat, rejiyi ve stüdyoyu hazırladı. Şırnak bölgesinden, Roboskî yakınlarından telefonlar ayarladık ve canlı yayına başladık. Ben Türkçe, Amed Dicle arkadaşım da Kürtçe yayınımız sabaha kadar sürdü. Diğer bütün arkadaşlarımız televizyona geldi. Telefonlarla BDP milletvekillerini, insan hakları savunucularını aradık.

Haberi DİHA, ROJ Tv ve Fırat Haber Ajansı geçiyordu. Türk medyasında hiç ama hiç ses yoktu. Sosyal medyada birkaç kişi bizim haberleri kaynak gösteriyor, ama ilginç bir sessizlik almış başını gidiyordu. Anlaşılan Türk medyasında katı bir sansür vardı. Biz aldırmadık ROJ Tv’de yayınımızı sürdürdük. Bombardımanda ölenlerin kimlikleri, doğum tarihleri belli oldu. Çocukların parçlanmış cenazeleri kayaların altından çıkarıldı. Görüntüler gelmeye başladı. Sabah oldu, Türk medyasında hala bir haber yoktu. Oysa çoğu çocuk 34 Kürt Roboskî yakınlarında Güney Kürdistan sınırları içerisinde Türk Savaş uçakları tarafından katledilmişti.

Biz içimiz yanarak, yapılan katliam haberini verdik. O günkü yayınımız üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş. Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, utanmazca geçen gün NTV’de “Ölenler sivil değil. ROJ Tv ağlamaklı gün boyunca yayın yaptı, bu iş öyle büyüdü” demeye getirdi. Yani ROJ Tv, DİHA, ANF yayın yapmasa bu katliam da öylesine unutulacaktı. Ama öyle olmadı. Biz gazetecilik yaptık. Halkımıza karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalıştık. Gayet insani ve mesleki ahlakımızla, vicdanımızla hareket ettik. İyi ki de öyle yaptık. Ama bu durum yani “ROJ Tv” Erdoğan’ın planını kötü bozmuş. Hem sanki o da sabaha kadar bizim yayınımızı takip etmiş! Erdoğan o yayının sanki önceden planlandığını düşünecek kadar kendinden geçmiş durumda. Oysa biraz insan olan, biraz gazetecilik yapmak isteyen herkes bu katliamı bütün yönleri ile kamuoyuna duyurmakla sorumludur. Daha sonra da bu katliamda sorumluluğu olanları açığa çıkarmakla. ROJ Tv bunu başarılı bir şekilde yapıyordu.
Roboskî katliamının devletin tarihi Kürt düşmanlığı politikaları ile bağlantısı vardı. ROJ Tv bunun izini sürüyordu. Çünkü devletin yeni sahipleri Fethullah Gülen’in çıkar grubu ile R. Tayyip Erdoğan’ın AKP’sinin de bu katliamla hesapladıkları sonuçları vardı. Fethullah Gülen “Kuşatın, altını üstüne getirin, 500 değil 5 bin, 50 bin olsun” diyordu. Sözünü ettiği insanlardı. Kürtlerdi. Hepsinin “kökünü kurutmaktan bahsetmişti”. İşte bu nedenle Tayyip Erdoğan ROJ Tv’den hep rahatsız oldu. Erdoğan karşısından kim bilir nelerini sattı, neyini verdi ya da ne kadar ihale karşılığında ABD’yi NATO’yu, AB devletlerini, uydu şirketlerin devreye soktu. ROJ Tv’nin yayının kendince engellemeye çalıştı. Ama gerçekler yine de gizlenemiyordu. Çünkü “Hakikatin izinde” giden başkları hep olacak, sadece gösterilen gerçeği değil “Hakiki gerçeği” halka ulaştıracak başkaları hep olacaktı. Roboskî katliamında sözkonusu olan durum budur.
Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarı bu katliamda en baş sorumluluğu taşıyanlardır. Hatta bombardımanın emrinin R. Tayyip Erdoğan tarafından verildiği TC’nin sahip olduğu “anayasal işleyiş” kurallarında da görülmektedir. Zaten askeri vesayet bitmiş, AKP de kendisince ileri sivil demokrasi getirmemiş miydi!.. Yani katliam kararlarını artık AKP’nin kendisi vermiyor mu sanıyorsunuz!..
***

ŞERAFETTİN ELÇİ’YE SAYGI
Şerafettin Elçi ağabey’e saygı… Sohbetlerinden çok şey öğrendim. Kürt siyasetinde kendine özgü, kendi ilkelerinden ulusal değerlerinden ödün vermeyen, ama Kürtler arası birlik için de olabildiğince yapıcı özelliği olan Kürt siyasetçisi. Yapıcı ve olgun tavrı ile Kürt demokratik siyaseti ile doğru bağ kuran Şerafettin Elçi’yi saygı ve rahmetle anıyorum. Ailesine ve Kürt halkına başsağılığı diliyorum…

BAKİ GÜL
27 Aralık 2012 Perşembe
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA