Cemaatin zulüm ve baskıdan başka seçeneği yok

AKP ve Fethullah Gülen ortaklığındaki hükümetin “demokratikliği” söylemden öteye gitmiyor. Bugüne kadar barış ve özgürlük için tek bir eylemi olmayan Gülen Cemaati, ilk kez sahip oldukları bir hükümeti de en kaba şekilde yönetiyor. Bu hareket, hiç olmadığı kadar deşifre olmuş durumda. Düşen maskesinin altında “zulüm”den başka bir şey görünmüyor.

Neden tek seçenekleri baskı ve zulüm? Demokratik zihniyeti olmayanların, demokrasi için mücadelelerinden bahsedilemez. Sürekli iktidarların yanında yer alan örgütlenmelerin, özgürlük adına sunacakları somut önerileri olamaz.

Müslümanların acı çekmesi üzerinden propaganda yaparak bugüne kadar iktidar yürüyüşlerini meşrulaştırmaya çalışan Gülen cemaati, aslında hiçbir dönemde acı çekmedi. Kuşkusuz gerçek Müslümanlar acı çekti, ancak bu yapı her zaman devletin “alicenap” yüzüyle tanıştı ve destek gördü. Çünkü görevini “layıkıyla” yerine getiriyordu. Bu da Kürt asimilasyonuydu.

AKP ile birlikte iktidarı devralmalarından bu yana da sürekli “mağduriyet” üzerinden propaganda yapan bu yapı, taşıdığı bu “ağırlığı” da üzerinden atarak gerçek yüzünü ortaya koydu. İktidardaki halleri daha çok “sonradan görme” bir durumu ifade ediyor. Akıllı gibi görünseler de yaptıkları kirli işleri ve acemiliklerini gizleme faaliyetlerinden öteye bir anlam taşımıyor.

PROPAGANDA İLE İŞLENEN ÜÇ SUÇ

90’lı yılların kara propagandasını en kaba ve çirkin haliyle uygulamaya koyup PKK ile mücadelede yeni bir durummuş gibi sunmaları, kendi hafıza yoksunluklarını ifade ediyor. Bugüne kadar bütün iktidarların denediği bu yöntem Kürt hareketini yok etmek bir yana, sürekli büyüttü. Çünkü bu yöntem içinden en ağır haksızlık ve baskıları barındırıyor. Üç suç bir den işleniyor: Birincisi halkı kandırıyor, ikincisi işlenen devlet suçlarını gizliyor, üçüncüsü suça teşvik ediyor.

BARIŞ İÇİN BİR DUA BİLE ETMEDİLER

Yeniden eski derin devlet yöntemlerine başvurulması, devralınan bu yapı konusunda ne kadar “acemi” olduklarını, 30 yıldır yaşanan bu savaşa ne kadar yabancı durduklarını gösteriyor. Yabancılar, çünkü bugüne kadar çözüm adına, barış adına bir dua bile okumamışlar.

En son cemaatin lideri Fethullah Gülen’in Kürtler için Allah’tan “dua”sı da vahşet oldu: “Onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir.”

Bu zihniyetten “demokratik bir çözüm” beklenebilir mi? Tek duası Kürtlerin susturulması olan bir hareketin, barıştan yana bir anlayışı olabilir mi?

DEMOKRATİK BİR ADIM ATAMAZLAR

Gülen Cemaati, Türkiye’ye tam hakimiyet önünde tek engelin Kürt hareketi olduğunu biliyor. Bu nedenle de iktidarları boyunca Kürt hareketini hep bir tehdit olarak görecektir. Türkiye’deki sorunların çözümü yönünde adım atmaları halinde, demokratik alanın genişleyeceği ve iktidarlarının sallanmaya başlayacağını biliyorlar. Bu yüzden değil Kürt sorununu çözmek, gerçekten demokrasi ve özgürlükler adına da herhangi bir adım atma iradesine ve zihinsel yapısına sahip değiller.

Nitekim AKP 2002’de iktidara geldiğinden bu yana vaatler dışında sorunları çözmek için somut bir adım atmadı. Onlar için demokrasi sadece toplumu uyutmak için kullanılan bir söylemden öteye gitmiyor. İlk başta yapılan bazı reformlar da kendilerine daha geniş alan açmaktan başka bir anlama gelmiyor. Bugün de durum aynı, eğer olacaksa “demokratik adımlar”, o da kendi ihtiyaçları doğrultusunda olacak.

ÖZGÜRLÜK DÜŞMANLARI

Ötekilere, ya da diğer bir ifadeyle kendilerine muhalif olanlara tanınacak özgürlükleri, kendi iktidarları önünde tehdit olarak görüyor. Bu açıkça “özgürlük düşmanı” olmaktır ancak halen bu gerçek görülmek istenmiyor. İdeologu Gülen olan bu iktidarın, susturmak, ezmek ve yok etmek dışında seçenekleri yok. Zira diğer seçenekler özgür ve demokratik zihniyet gerektiriyor.

KORKU DUVARI

Ağırlıklı olarak da psikolojik bir savaş yürütüyorlar. Bu aynı zamanda onların çok kusurlu olduğunu gösteriyor. Bir yapı oluşturuldu ama içi boş. Etrafında bir korku duvarı örülmüş durumda. Her geçen gün bu duvar daha da sağlamlaştırılmak isteniyor, nedeni de duvarın arkasındaki cemaat korkularını gizlemek ve “yıkılmaz” algısı yaratmak.

TARİHTE HİÇBİR DUVAR YIKILMAZ DEĞİLDİR

Oysa zorbalığın “kader” olarak sunulduğu rejimlerde bile bu algı, Tunus ve Mısır gibi Arap dünyasındaki ayaklanmalarında olduğu gibi yıkıldı. İktidarın korku duvarını sağlama alma çabası, çarpışmanın da şiddetlendiğinin göstergesi oluyor. Ancak bilmeleri gerekir ki tarihte hiçbir duvar halkların direnişine karşı uzun süre dayanamamıştır. Bu duvar da yıkılacaktır.

Evet bugün Gülen Cemaati hiç olmadığı kadar deşifre olmuş durumda. Korkuyorlar. Bu korku aynı zamanda özgürlük ve gerçek demokrasinin gelmesinden duyulan korkudur. Bu kadar zulümden sonra, iktidarı kaybetmekten korkuyorlar ve saldırıyorlar. Demokratik bir zihniyete sahip olmadığından, saldırmaktan başka seçenekleri bulunmuyor

Maxime Azadi / Fırat News