Türkiye Cezaevi politikalarına karşı Protestolar yayılıyor

Blanço: 13 Ölü 50 yaralı
15 Haziran tarihinde Urfa Cezaevinde, cezaevinin insanlık dışı şartlarından ve cezaevi yönetiminin baskıları sonucu çıkan isyan sonucu 13 tutuklu yaşamını yitirmiş, 5 tutuklu da ağır yaralanmıştır. Dün de yine saat 17 civarında Urfa da aynı cezaevinde bu sefer tutuklu çocuklar bölümünde isyan sonucu yangın çıkmış, 1 ağır toplam 14 kişi yaralanmıştır. Cezaevi önünde bulunan gazeteciler ve görgü tanıkları cezaevine askerlerin müdahale ettiklerini ve içerden silah sesleri geldiğini duyurmuşlardır. Bir saat aradan sonra Adana ve Antep E Tipi cezaevi Urfa cezaevleriyle dayanışma amacı ile protesto amacı ile hücrelerini ateşe vermişlerdir. İki cezaevinde de toplam 15 kişinin yaralanarak hastaneye kaldırılmıştır. Bu açıklama yazılırken olaylar devam ediyordu, akşam saatlerinde Osmaniye Cezaevinde de isyan çıktı, 16 kişi yaralandı.

Olay üzerine Urfa cezaevi önüne toplanan tutuklu yakınlarına ise polis gaz bombası ve zor kullanarak hiçbir hassasiyet gözetmeksizin ve insanların kaygılarını giderecek girişimde bulunmaksızın saldırmıştır.
Uzun bir süreden beri başta çok sayıda insan Hakları dernekleri ve STÖler cezaevlerindeki kötü koşullar ve insanlık dışı uygulamalara işaret ederek, bir an önce yaşanan bu sorunların giderilmesi konusunda devlet yetkililerine çağrıda bulunmuşlardı. Daha birkaç ay öncesinden Türkiye tutuklu bulunan Kürt çocuklarına uygulanan baskı ve tecavüz olaylarıyla gündeme girmişti.

AKP Hükümetinin özellikle 2009 yılından bu yana toplumu sindirme politikaları sonucu çok sayıda insan ceza evine atılmıştır. 2009 yılından bu yana yaklaşık 10.000 Kürt siyasetçisi cezaevlerine konulmuştur. Bunlarla beraber cezaevlerindeki siyasi tutuklu sayısı 15.000 nin üzerine çıkmıştır. Yüksek derecede gerçekleştirilen bu tutuklamalar sonucu cezaevlerine kapasitelerinin çok üstünde insanlar konulmuştur. İsyanın başladığı Urfa Cezaevi örneğin 275 kapasiteye sahip olmasına rağmen yaklaşık 1050 tutuklu bulunmaktadır.

Kuşkusuz bu yaşanan olayların sorumlusu AKP Hükümetidir. Tüm uyarılara kulağını kapayan hükümet, sorunları çözeceğine şiddeti artırarak üstesinden gelmeyi esas almaktadır. Çok sayıda insanı cezaevlerine tıkayarak, tutuklu haklarını hiçe sayarak, keyfi bir şekilde savunma, görüşme, havalandırma, tedavi edilme haklarını gasp ederek bu sonuca neden olmuştur.

Son günlerde yaşananlar hakkında doğal olarak kaygılarımız vardır. Gerçekten içeride neler yaşanmıştır? Devletin kontrollünde olan bir kapalı alanda neden ölümler engellenememiş, yanan insanların kimliklerini açığa çıkartmak için DNA testi yapılması zorunlu hale gelecek düzeyde yangın neden erkenden söndürülememiştir?

AKP Hükümetin cezaevleri politikaları bile nasıl bir rejim ile karşı karşıya olduğumuzu açık bir şekilde göstermektedir. Bunları görmezden gelerek Türkiye’yi demokratik ve örnek bir ülke olarak gösterme çabalarını da bu sonuca katkı sunduğunu düşünüyoruz.

Bunun için:
1) Hem 15 Haziran hem de bugün gerçekleşen olaylar bağımsız bir komite tarafından incelenmeli ve aydınlatılmalıdır.
2) Başta uluslar arası düzeyde Cezaevleriyle ilgili kurum olan CPT derhal Türkiye Cezaevleriyle ilgili bir inceleme başlatmalıdır
3) AKP hükümeti siyasi soykırım operasyonlarını derhal durdurup, tüm siyasi tutukluları serbest bırakmalıdır.
4) Cezaevi koşulları uluslar arası standartlar çerçevesinde ekstradan cezalandırma uygulamalarına (görüş engeli, tedavi yapmama, kapasite üstünde konumlandırma, işkence ve kötü muamele vb) son verilmesini talep ediyoruz
kurder.dk