Gezinti

Bazen çıkar dolaşırım. Yani gezinti yaparım. Bu günlerde Kopenhag cadde ve sokakları insan kaynıyor. Başka zamanlar kaynamıyor mu? Olabilir, ancak bu sefer herkesin elinde ya bira şişesi ya da bardağı bulunuyor. İçip içip sağa sola şişe ve bardaklarını atıyorlar, etrafa işiyorlar. Ve Kopenhag’ı kirletiyorlar. Ve bu şekilde global tehlikelere kapıyı neyin aralıyorlar.

Yetkili yok mu yetkili? Yetkililer uyuyor mu? Uyumuyorsa neredeler? Onlar da mı eğleniyorlar? Bu ne eğlencesidir yahu? Distorşiyon? O da ne mi? Distorşiyon etrafı kirletme ve doğal affetlere davetiye çıkarma eğlencesi mi? Olabilir mi?

Az gittim, uz gittim, biraz daha gittim, baktım nerde miyim?

O dört (4) teker üzerinde duruyor. O ne mi? O bir Mini Mascot. O Shorty Ahmet’in autosu mu? Das Auto ist The Car. Shorty Ahmet’s car. O orda dururken bir tane the dog geldi ve auto’nun arka sağ tekerine işedi ve yoluna devam etti. Ben dona kaldım. O it, o arabanın kime ait olduğunu biliyor muydu? Bilmiyorduysa neden tekerine işedi? O köpek canına mı susadı? Shorty Ahmet şimdi ne yapacak? Arabasını, yani The Car’ını yıkamaya neyin verecek mi?

Yoruldum dolaşmaktan. Şöyle temiz bir kanepe yok mu diye sağa sola bakındım ve o anda dondum kaldım. Hava birden soğudu. Soğuk hava deposuna girmişim. O depo orada ne mi arıyor? Daha doğrusu ben orada ne mi arıyorum? Dolanıyordum ve bir anda kendimi Valby’deki Grön Torv’da buldum. Leyla Selskabslokalerne da orada mı?

Eve bir türlü gidemiyorum. Bazen sizler de böyle oluyor musunuz? Sadece rüyada mı böyle oluyor. Yahu, yoksa ben rüya mı görüyorum. He wallahi de öyleymiş. Oh be uyandım ve o ızdıraplı, bitmek bilmeyen gezintiden kurtuldum. Yorulmuşum. Tekrar uyudum.

Hepinize tatlı uykular dilerim.

Kardeşiniz Temo Inci
temoinci@sol.dk